(6762 S. K. m. 370)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.07.2002 tarih ve 2000/1381 -2002/635 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi H. Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerinin ortağı olduğu davalı şirketin 28.7.2000 tarihinde iki ayrı genel kurul toplantısı yaptığını ve bu toplantılar ile alınan kararların geçersiz olduğunu ileri sürerek, anılan genel kurul toplantılarında alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, genel kurula çağrıya yetkili bir yönetim kurulunun bulunmadığı, yönetim kurulunun kendi ibrasında oy kullandığı ve rüçhan haklarının kullanımı konusunda yönetim kurulunca çağrı yapılmadığı için genel kurulların geçersiz olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Batıl olduğu ileri sürülen genel kurul toplantılarına T.T.K'nun 370/1 nci maddesi hükmü uyarınca bütün paydaşlar katıldıklarına göre, anılan toplantılara çağrının yetkisiz organlarca yapıldığından bahisle ve sırf bu nedenle bu toplantıların batıl olduğu iddiası kabul edilemez.
Kaldı ki, görev süresi bitmiş olsa dahi yöneticilerin genel kurula çağrı görevlerinin devam ettiğinin ve eski yöneticilerce yapılacak böyle bir çağrının geçersiz olmadığının da kabulü gerekmektedir. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir.
Mahkemece açıklanan hususlar gözetilerek, sonucuna göre işlem, inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken, genel kurulu toplantıya çağrı yetkisi bulunmayan yönetim kurulunca yapılan çağrı doğrultusunda gerçekleşen genel kurul toplantılarının batıl olduğu gerekçesine dayalı hüküm tesisi yerinde görülmediğinden, kararın bu nedenle davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, batıllığının tespiti istenen genel kuruların butlanına neden gösterilen; yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmaları ile rüçhan haklarını kullanma için çağrı yapılmaması, iştirak taahhütnamesi düzenlenmemesi gibi sermaye artırımı işlemlerinin dayanağı olan sermaye artırımına dair genel kurul kararının batıllığının tespiti istemiyle açılan ve hak düşürücü süre yönünden reddedildiği anlaşılan İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2001/678 E. 2002/44 K. Sayılı kararının öneminin de gözden kaçırılmaması gerekmektedir. Eğer bu konuda kesinleşmiş bir mahkeme kararı varsa, bu karar mahkemece re'sen değerlendirmeye alınmalıdır. Çünkü dava konusu genel kurullardaki pay durumları ancak pay değişikliğini gerçekleştiren karar ve işlemlerin sıhhatinin yargı yoluyla daha önce denetlendiği kararların nazara alınmasıyla ortaya çıkacaktır.
Mahkemece, anılan dava dosyası dosya içerisine getirtilerek, kesinleşip kesinleşmediğinin saptanması, bundan sonra ortaya çıkacak hukuki durum göz önünde tutulmak suretiyle davacı tarafın butlan iddiasının değerlendirilmesi gerekirken, bu konuda denetlemeye elverişli her hangi bir gerekçe karar yerinde gösterilmeksizin, yazılı şekilde eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm tesisi yerinde görülmediğinden, kararın bu nedenle dahi davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarını kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy