(4721 S. K. m. 2) (4389 S. K. m. 11)
Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.06.2002 tarih ve 2001/965-2002/726 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06.05.2003 günde davacı avukatı Mustafa Topaloğlu ile davalı avukatı İ.Hakan Metin gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline davalı banka şubesinden Hazine kaynaklı 10 milyar TL.lık KOBİ kredisi tahsis edildiğini, kredinin bir kısım kimyevi maddelerin alımında kullanılabileceğinin bildirilmesi üzerine müvekkilince bu durumun uzun bir süre alacağı düşüncesiyle kredi talebinden vazgeçmek istediğini, bankanın, tahsisli kredinin iptali yerine dövize çevrilerek bloke hesapta tutulması ve faturaların tesliminde peyderpey ödeme yapılabileceği teklifi üzerine 4.8.2000 tarihinde kredinin kullanılarak 10 milyar TL.nın 15.254 USD'ne çevrilerek müvekkilinin adına açılan hesaba bloke edildiğini, hesaptan 5.890 USD ödeme yapıldığını, ancak bakiye miktarının ödenmediğini ileri sürerek, 9.556.88 USD.nin 8.5.2001 tarihinden itibaren en yüksek döviz faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, bloke hesaptaki paranın cari kurdan paraya çevrilerek ödenmesi talebinin 22.3.2001 tarihli genelge uyarınca mümkün olmadığını, kur artışının sadece kredi ile alınan makine fiyatında meydana gelen artışlarda nazara alınabileceğini, davacının kullandığı kredi konusu hammadde fiyatlarında artış olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 18 nci maddesinde öngörülen 6 aylık sürede makine techizat alımı ve montajının tamamlanmadığını ve faturaların ibraz edilmediğini, bu nedenle bankanın bakiye krediyi iptal hakkı bulunduğunu, ayrıca davacının kullandığı kredi geri ödemelerini yapmadığını, kendi edimini yerine getirmeyen davacının bankadan talepte bulunmasının M.K.nun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek, davacıya tahsis edilen 10 milyar TL. kredinin 4.8.2000 tarihinde USD cinsinden açılan hesaba aktarıldığı, bu hesaptan 29.01.2001 tarihinde 5890 USD ödendiği, dava tarihi itibariyle bakiye 9.556.88 USD alacak kaldığı gerekçesiyle dava kabul edilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Hazine Kaynaklı KOBİ kredisi kullanımından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı teşvik belgesi sahibi olup, davalı banka aracılığı ile adına 10 milyar TL. destek kredisi tahsis edilmiş, anılan miktar tahsis tarihindeki kur üzerinden dövize çevrilerek davacı adına bloke hesap açılmış ve süreç içinde davacının kredi sözleşmesindeki koşulları yerine getirmesi üzerine hesaptan kısmi ödeme yapılmıştır.
Uyuşmazlık kullandırılmayan bakiye kısım ile ilgilidir. Mahkemece her ne kadar davacının kısmi olarak krediyi kullandığı ve kredi kullanma koşullarını taşıdığı gerekçesiyle bilirkişi raporu esas alınarak bakiye kısım için de kabul kararı verilmiş ise de, kredinin kullanım koşulları kredi sözleşmesi ve bakanlık ve banka genelgelerine göre değerlendirilmemiştir. Zira, kredi sözleşmesi gereğince davacının mal alım faturalarının bankaya ibrazında fatura tutarının ve alınan emteaların teşvik belgesi ve kredi sözleşmesinde öngörülen teşvikli alımlara ilişkin olup olmadığının belirlenmesi, müşterinin mali durumunun kredi geri ödemelerini yerine getirmeye elverişli bulunup bulunmadığının bankaca saptanması ve sözleşmede öngörülen sürede yatırımın gerçekleştiğinin tespiti koşullarına bağlıdır. Somut olayda bilirkişi raporunda bu hususlar irdelenmediği gibi, mahkemece de bu konuda araştırma yapılmamıştır. O halde, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, bakanlık ve banka genelgeleri gözönünde tutularak davacının teşvik belgesine dayalı yatırımlara ilişkin faturaları bankaya ibraz edip etmediği, ibraz edildi ise anılan faturalar nedeniyle kredi ödeme koşullarının bulunup bulunmadığı uzman bilirkişi raporu ile belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy