(6762 S. K. m. 1069/1, 1077/1,1235/7, 1259)
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.09.2002 tarih ve 2001/631 - 2002/471 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından islenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Helist 1926 konşimento nosu ile İstanbul Haydarpaşa Limanı'na Sofia Voy 34 isimli gemi ile getirilen yükü teslim alacak olan taraf olup, davalının yükü taşıyan şirketin acentesi olduğunu, söz konusu yükün iki konteynır olup, konşimentoda konteynırlardan birinin numarasının yanlış yazılması nedeniyle, malın geç teslim alınabildiğini, bu nedenle müvekkilinin (4176) DM kâr kaybı ile (297.600.000.-) TL ardiye ücreti ödemek zorunda kaldığı, bundan başka yine davalının taşıyanı olduğu, 2338 konşimento nolu iki konteynır'ın 13.03.2001 tarihinde Haydarpaşa Limanı'na geldiğini, buna karşın davalı şirketin demuraj ve kur farkı nedeniyle oluşan alacaklarının ödenmemesi nedeniyle tahliye ordinosunu geç teslim ettiğini, bu yüzden (198.775.000.-) TL ardiye ücreti ödenmek zorunda kalındığını, yine davalının bu süre içerisinde bekleyen konteynırlar için 1305 DM demuraj ücreti tespit edip, bunu müvekkili depo hesabında bekleyen (700.000.000.-) TL nakit ile kapattığını, halbuki gecikmenin bir bölümünün davalının gecikmesinden kaynaklandığını, (660) DM.in davalı şirketten tahsilinin gerektiği, yine depo hesabında belirtilen ve ne amaçla tahsil edildiği belli olmayan (78.300.000.-) TL.nın tahsilinin gerektiğini, müvekkilin gecikme nedeniyle (7.600) DM. da kâr kaybına uğradığını belirterek, toplam (11.536) DM ve (574.676.000.-) TL.nın faiziyle bittikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddiasına göre ilk taşımadan doğan malların kendisine 18.05.2000 tarihinde teslim edildiği, TTK.nun 1235/7 ve 1259 ncu maddeleri gereğince davanın bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı, 2 nolu taşımada ise, davacının müvekkiline olan demuraj borcunu ödememesi nedeniyle haksız olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, HELİST 1926 numaralı konşimentoda gösterilen konteynır'ın 18.05.2000 tarihinde davacı gönderilene teslim edildiği, böylece TTK.nun 1235/7 ve 1259 ncu maddeleri uyarınca zamanaşımı süresinin dolduğu, HELİST 2338 numaralı konşimentoda belirtilen konteynırın ise 27.04.2001 'de teslim edilip, davanın süresinde açıldığı, ancak, davacının taşıma sözleşmesi gereği sorumlu olduğu sürastarya ücretini ödemekten kaçınması nedeniyle ordinonun geç verildiği ve bu itibarla taşıyıcının sorumlu tutulamayacağı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, Helist 2338 nolu konşimento muhteviyatı,davacının alıcısı olduğu malın, 14.03.2001 tarihinde Haydarpaşa limanına geldiği, ayırma işlemlerinden sonra malın 06.04.2001 tarihinde gümrük işlemleri tamamlanarak gümrükten çekilebileceği halde, ordinonun 17.04.2001 tarihinde verilmesi nedeniyle, gecikmeden doğan ardiye ücreti alacağı, fazladan tahsil edilen 11 günlük demuraj ücreti alacağı, belirsiz tahsil edilen (78.300.000.-) TL ile kâr kaybının tahsili istemine ilişkindir. Her ne kadar, TTK.nun 1069/1 ve 1077/1 nci maddeleri uyarınca taşıyanın yük üzerine hapis hakkı var ve rehin hakkı aynı navlun sözleşmesi gereğince taşınan yükün tamamını kapsar ise de, böyle bir yükün belirli partileri için ayrı konşimento düzenlenmişle, her bir parti mal üzerinde ancak, o partiye ilişkin konşimentodan doğan alacaklar için kanuni rehin hakkı doğar (Bkz.Çağa/Kender, Deniz Ticareti Hukuku II, Navlun Sözleşmesi, 6. Baskı, sayfa 243). Yani, rehin hakkı ancak ilgili olduğu konşimento için kullanılabilir. Bu durumda, mahkemece, davalının davacıdan Helist 2338 nolu konşimento kapsamında rehin hakkı doğuran bir alacağının bulunup, bulunmadığının ve davalının bu konşimento muhteviyatı mal üzerinde rehin hakkı tesis etmeye hakkının olup olmadığının, bu yönde bir talebinin bulunup, bulunmadığının değerlendirilip, karar yerinde tartışılması gerekirken, noksan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy