(6762 S. K. m. 704)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa 5.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.09.2002 tarih ve 2001/1740 - 2002/1162sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü :
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Bursa Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'ne, hamili olduğu çekin zayii nedeniyle iptali için açtığı dava sırasında konulan ödeme yasağına uymayan davalının, çek'i ibraz edene ödeme yapmakla müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek, 350.000.000.- TL çek bedelinin temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ciro zincirine göre son hamil olan ibraz edene ödeme yapan müvekkiline, hamil sıfatı bulunmayan davacının dava açamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar doğrultusunda, davacının çekte ciranta olarak gözükmediği, dolayısıyla dava açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İşbu dava, hamiline yazalı çekin zayii nedeniyle iptali davası sırasında konulan ödeme yasağı kararına uymayarak ibraz edene ödeme yaptığı iddiasıyla banka aleyhine açılmış olan alacak davasıdır.
Davalının, çek'i ibraz eden G A.Ş.ne ödeme yapması nedeniyle, konusu kalmadığı gerekçesiyle o davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İşbu davada, davalı vekili, sehven ödeme yapıldığını, ancak davacının, ciro zincirinde yer almaması nedeniyle dava açamayacağını savunmuş, mahkemece de bu gerekçeyle dava reddedilmiştir.
Oysa, G A.Ş., çek'i, ciro zincirine göre son hamil olarak bankaya süresinde ibraz ederek, tahsil etmiş olmasına karşılık, davacı da o davada ve iş bu davada meşru yetkili hamilin kendisi olduğunu ve rızası dışında çek'i kaybettiğini ya da çaldırdığını iddia etmiştir. Bir çekten dolayı iki meşru hamil olamayacağından, öncelikle gerçek hak sahibinin tespiti gerekmektedir. Diğer anlatımla, öncelikle davacının iş bu davayı açma hakkı bulunup bulunmadığı üzerinde durulmalıdır.
Nitekim, hamiline yazılı bir çekte, hak sahipliği senedi elinde bulundurmakla tesis edildiğinden, böyle bir cironun ayrıca hak sahipliğini teşhis fonksiyonu da mevcut değildir. Bu tür çek'lerde cirolar arasındaki muntazam bir ciro zincirinin varlığı önem taşımaz ve hak cira zinciriyle değil, sadece senedin teslimi diğer bir deyişle senet üzerindeki zilyetliğin devri ile intikal eder. ( Bkz.Prof.Dr. Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2.Bası, Sh. 1148 v.d. ) O halde, davacıya, dava dışı G A.Ş. aleyhine istirdat davası açması için süre verilmesi, açıldığında birleştirilmesi her iki dava birlikte görülerek, taraf delilleri değerlendirilip, TTKnun 704. maddesi hükmü de gözetilip, gerçek hak sahibinin buna göre belirlenmesiyle, sonucuna göre iş bu davanın karara bağlanması gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı gerekçe ile işbu davanın reddi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy