(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 101, 113)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Edirne 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.10.2002 tarih ve 2002/180 - 2002/607 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü :
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatifin ortağı davalının, geç ödediği aidatlar nedeniyle doğan 175.500.000.-TL temerrüt faizinin tahsili için başlatılan takibin, davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, temerrüdün gerçekleşmediği, bu nedenle takibin geçersiz olduğu ve temerrüt faizi borcunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ödenen aidat borcunun temerrüt faizine ilişkin davacı kooperatifin başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Genel kurulca, ödeme günü belirlenerek, ( belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup ) aidat ödemesine ve ödenmemesi halinde temerrüt faizi uygulanmasına ilişkin alınan kararın kesinleşmesi halinde, bu kararın tüm ortakları bağlayacağı açıktır. Bu durumda, BK.nun 101/2 nci maddesi hükmü karşısında, ortaklara temerrüt ihtarı keşidesine gerek kalmadan, borcun ifasının istenebileceği kuşkusuzdur. Öte yandan, genel kurul kararında temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmesi halinde, BK.nun 113/2 nci maddesindeki "halin icabı" nedeniyle, alacaklının aidat aslını tahsil ederken temerrüt faizine ilişkin olarak bir çekince koymasına gerek olmadığının da kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, davacının dayandığı genel kurul kararları incelenerek, bu açıklamalar ışığında sonuca gidilmesi gerekirken, BK.nun 101/1 nci maddesi uyarınca temerrüt, ihtarı ve 113/2 nci maddesi uyarınca da çekince aranmak suretiyle aksi sonuca varılması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy