(1086 S. K. m. 9, 19, 21, 23) (2918 S. K. m. 110) (6762 S. K. m. 1301)
Taraflar arasında görülen davada Kars Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.07.2002 tarih ve 2001/387-2002/245 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı sigorta vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların maliki ve sürücüsü bulundukları aracın çarpması sonucu müvekkil şirkete kasko sigortalı aracın uğradığı (1.229.631.000) TL. hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar duruşmalara katılmamış ve savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalıların ikametgahlarının ve olay yerinin Iğdır İli olduğu, araçların, sigorta edilen menfaat konusunun da aynı yerde bulunduğundan yetkinin resen araştırılması gerektiği ve kamu düzenine ilişkin olduğu gerekçesiyle HUMK.nun 9, 19, 21, 23 ve 27, maddeleri uyarınca mahkemenin yetkisizliğine, talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Iğdır Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rücuen tahsili istemine ilişkindir. TTK.nun 1301. maddesine dayanılarak açılan rücuen tazminat davalarında yetkili mahkeme HUMK.nun 9, 21 ve 2918 sayılı Yasanın 110. maddelerine göre belirlenir. Bu yetki kurallarından hiçbirisi, kamu düzenine ilişkin ve kesin yetki kurallarından değildir. Dolayısıyla HUMK.nun 23. maddesi uyarınca, yetkisiz mahkemede aleyhine dava ikame olunan kimse, esasa girişmezden evvel bu hususta bir itirazda bulunmazsa o mahkemenin yetkisini kabul etmiş addolunur.
Somut olayda davalılarca usulüne uygun şekilde davaya cevap verilmediği mahkemenin de kabulündedir. O halde mahkemece işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, olayda uygulama yeri bulunmayan HUMK.nun 19. maddesine dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı sigorta şirketi yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy