(6762 S. K. m. 1299) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bilecik Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.11.2001 tarih ve 2000/277-2001/481 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Anadolu Sigorta A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hâkimi A. D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, gerçek kişi davalıların murisi N.K.'un sürücüsü, diğer davalıların maliki ve zorunlu trafik sigortacısı bulundukları aracın çarpması sonucu, müvekkiline ait elektrik direğinin (720.800.000) TL. hasara uğradığını ileri sürerek, anılan meblağın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, poliçe teminatı limitini dava dışı araç sigortacısına ödediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar duruşmalara katılmamış ve savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı gerçek kişilerin murisi Neşet'in % 100 oranında kusurlu bulunduğu, talep edilebilecek tazminat miktarının (694.341.614) TL. olduğu gerekçesiyle davanı kısmen kabulüne, anılan meblağın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan (davalı sigorta şirketinin mesuliyetinin (250.000.000) TL. limitle sınırlı olmak kaydıyla) müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı A. Sigorta vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. TTK.'nun 1299. maddesi uyarınca, sigorta bedelini ödeme borcu, rizikonun gerçekleştiğinin sigortacıya ihbarı ile muaccel olur. Mahkemece, olay tarihinden itibaren davalılar aleyhine temerrüt faizine hükmedilmiş ise de, dosya kapsamından davacının, davalı sigorta şirketini hiçbir ihbar ve bildirimde bulunmadığı anlaşıldığından, davalılardan sigorta şirketinin temerrüde düştüğünden söz edilemez, Bu durum karşısında davalı sigortacının dava tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek, temerrüt faizine hükmedilirken bu hususun dikkate alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değilse de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama icrasını gerektirmediğinden, davalı sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabul ile kararın HUMK.'nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının birinci bendinin ikinci satırındaki üzere ibaresinden sonraya gelecek şekilde davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden, diğer davalılar yönünden ibarelerinin hüküm fıkrasına eklenmesine, kararın HUMK.'nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy