(6762 S. K. m. 724)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.09.2002 tarih ve 2000/434-2002/305 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesabından, 15.09.2000 keşide tarihli 2.700.000.000 TL. meblağlı sahte çek düzenlenmek suretiyle para çekildiğini, arkası ciro edilmemiş çeki, kimlik tespiti ve çekteki imzanın müvekkiline ait olup olmadığının tespitini yapmadan, Adem A. S. adındaki hayali bir kişiye çek bedelini ödeyen davalının kusurlu bulunduğunu ileri sürerek anılan meblağın ödeme tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının, dava konusu çekin çalındığını veya kaybolduğunu bildirmediğini, çek hesabı Rize Şubesi'ne ait olduğundan imza kontrolü yapılamayacağını, çekin arkasında Adem A. S. isimli şansın cirosunun bulunduğunu, davacı ile müvekkil arasında imzalanan çek taahhütnamesinin 4 ve 6. maddeleri uyarınca müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, sahte olduğu iddia edilen çeke ilişkin hesaptan ödeme yapılmasında davalı bankaya yüklenebilecek bir kusurun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sahte çeki ödemiş olmasından doğan zararın, muhatap bankadan tazmini istemine ilişkindir. TTK. nun 724. maddesinde, sahte veya tahrif edilmiş çekin ödenmesinden kaynaklanan zararın muhatap bankaya ait olacağı hükme bağlanmıştır. Davacının çek karnesinin çalındığını veya kaybolduğunu davalı bankaya bildirmemek ve anılan mevduat hesabından çek keşide etmeye devam etmek suretiyle kusurlu bulunduğu sabit ise de, davalı banka şubesinin de keşideci imzasının sıhhatini kontrol olanağı bulunduğu halde bu kontrolü yapmayarak kusurlu bulunduğunun kabulü zorunludur. Bankanın iç ilişkilerini düzenleyen tamimler ve taraflar arasında imzalanan taahhütname hükümleri, TTK. nun 724. maddesinde düzenlenen sorumluluk ilkelerini ortadan kaldırmaz. O halde mahkemece, davacının da müterafik kusurunun bulunduğu kabul edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy