(818 S. K. m. 19, 20)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.09.2002 tarih ve 2001/498 - 2002/604 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla, davalı banka şubesinden 35.000 Alman Markı bedelli dövize endeskli konut kredisi kullandıklarını, 22.02.2001 tarihli olumsuz ekonomik gelişmeler sonucunda tarafların edimleri arasındaki dengenin bozulduğunu ileri sürerek, 22.02.2001 tarihinden önceki TL ödemeli kredilerle kıyaslama yapılmak suretiyle sözleşmenin değişen şartlara uyarlanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacıların kredi borcunun işlem temelinin çöktüğü, MK'nun 2 maddesi ve davacının ödemeleri dikkate alınarak uyarlama talebinin kabul edilebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava tarihinden itibaren 30.577.95 Alman Markı olan kredi borcunun TL. na uyarlanması ile 15.000.000.000 TL olarak tespitine, bu borcun 50 ayda 587.973.000 TL'lik aylık taksitler halinde ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dövize endeksli kredi borcunun uyarlanması istemine ilişkindir.
Yasanın emredici kurallarına, genel ahlak ve adaba aykırı olmamak üzere sözleşme serbestisinin ilke olarak kabul edildiği hukuk sistemimizin, bir diğer ilkesi de sözleşmeye bağlılık (Ahde vefa-Pacta Sund Servanda) ilkesidir. Sözleşme hukukunun temelini oluşturan bu ilke, kararlaştırılan hükümlere riayet suretiyle aynen ifası esasına dayanır. Ancak, karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerin edimleri arasındaki denge, şartların olağanüstü değişimiyle tarafların birisi aleyhine katlanamayacak derecede bozulduğunda, adaletsizliği bertaraf etmek amacıyla, hakimin sözleşmeye müdahalesi gündeme gelecektir. Öğreti ve uygulamada benimsenen uyarlama koşullarının varlığından söz edebilmek için; sözleşme karşılıklı edimleri içermeli, beklenmeyen olağanüstü bir değişim gerçekleşmeli ve aradaki denge, taraflardan birisi aleyhine katlanamayacak derecede bozulmalıdır. 1994 yılı başlarındaki ekonomik kriz ve dövizdeki beklenmeyen artışlar sonunda, bundan etkilenenin yalnızca kredi borçlusu olduğunun kabulü suretiyle, birçok bankanın esasen kendiliğinden döviz borçlarını Türk Lirasına çevirdikleri de göz önünde bulundurularak, Dairemizin de benimsediği şekilde Türk Lirasına uyarlamalar yapılmıştır. Ancak her olay kendi şartları içinde değerlendirilmelidir.
Ülkemizde yıllardan beri ekonomik paketler uygulanmakta, ancak istikrarlı bir ekonomiye kavuşulamamaktadır. Devalüasyonların ülkemiz açısından önceden tahmin edilemeyecek bir keyfiyet olmadığı ve dava nedeni gösterilen kur sıçramalarının öngörülemeyecek nitelikte olmadığı bir gerçektir. Devalüasyon ve ekonomik krizlerin bir anda oluşmadığı, piyasadaki belli ekonomik darboğazlardan sonra meydana geldiği de bir gerçektir. Nitekim kredi sözleşmesinin yapılmasından üç ay sonra Kasım 2000 tarihli ve bundan kısa bir sonra da Şubat 2001 tarihli ekonomik kriz meydana gelmiştir. Bu itibarla, uyarlamanın koşullarından olan öngörülemezlik unsuru, davamızda gerçekleşmemiştir. Açıklanan bütün bu nedenlerle, sözleşmenin uyarlanması koşulları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yerine mahkemece, yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı banka yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy