(818 S. K. m. 104)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 2.Ticaret Mahkemesince verilen 11.10.2001 tarih ve 2000/609-1204 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının, üyesi müvekkiline asıl ve temerrüt faizi toplamı olarak 21.003.762.375 lira borçlu olduğunu bildirdiğini ve 10 günlük ödeme süresi verildiğini, oysa müvekkilinin davalının bankadan aldığı krediyi kullanmadığını, dolayısıyla bileşik faiz hesabının doğru olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin 228.000.000 lira ana borcu dışında bir borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, duruşmada davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen 8.8.2001 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, basit faiz uygulaması yapılması sonucunda davacının 1.553.918.000 lira asıl ve 5.283.064.656 lira işlemiş faiz olmak üzere toplam olarak dava tarihi itibariyle 6.836.982.656 lira borçlu olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı üyenin davalı kooperatife borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, aidatlara bileşik faiz yürütülmesi, BK.nun 104/son maddesindeki emredici kurala aykırı olduğundan, genel kurulca karar alınsa bile geçersiz ise de, kooperatif, bankadan aldığı krediyi inşaatların yapımında kullanmış, dolayısıyla ortaklara yararlandırmış ise bankanın kooperatife uyguladığı bileşik faizi ve bunun giderlerini ortaklara yansıtması mümkündür.
Davacının dayandığı ve dosyada fotokopisi mevcut 27.11.1993 ve 27.11.1993 tarihli genel kurul kararlarında, inşaatların kredi kullanılarak yapılmasına ilişkin 1992 yılında alınan genel kurul kararı uyarınca kredi alındığı, ödemelerin kredi hesabından yapıldığı belirtilmiş, kredi borcunun kapatılması için aidat toplanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili, ısrarla müvekkili adına davalının kredi almadığını, bankanın protesto ettiği senetlerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin davalıya olan borcunun basit faiz yöntemine göre hesaplanması gerektiğini ileri sürerken, davalı vekili aksini savunmuştur. Bu davanın açılmasına neden olan davalı ihtarnamesinde de bileşik faiz hesabı yapılarak bulunan miktarın ödenmesi istenilmiştir. Bilirkişi 6.5.2001 tarihli raporunda bileşik faiz hesabı yaparak davacı borcunu hesaplamış, davacı vekilinin itirazı üzerine mahkemece 14.6.2001 tarihli oturumda alınan ara karar ile basit faiz yöntemine göre rapor hazırlama görevi verilmesi üzerine aynı bilirkişinin bu yönteme göre hazırladığı 8.8.2001 tarihli rapor hükme esas alınmış, karar gerekçesinde de kooperatif aidatlarına bileşik faiz uygulaması yapılamayacağı belirtilmiştir. Ne var ki, davacı adına davalının kredi alıp almadığı noktasında kooperatif defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. Davalı vekili temyiz dilekçesinde, bankanın uygulamasına paralel olarak, 28.1.1996 tarihli genel kurulda, bileşik faiz uygulamasına karar verildiğini ileri sürmüştür.
Bu durumda mahkemece, bu açıklamalar ışığında bu noktada bilirkişi incelemesi yaptırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi, doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy