(6762 S. K. m. 26)
Taraflar arasında görülen davada Zonguldak Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.09.2001 tarih ve 2000/630-2001/413 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Ticaret Sanayi Bakanlığı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, bir kısım davalıların tasfiye kurulu üyeleri oldukları dava dışı SS.Yapı Kent Yapı Kooperatifi'nin üyesi olan müvekkilinin, bir süre kaldığı il dışından döndüğünde, apartman sakinlerince dairesine sokulmadığını, kooperatifin sicilden terkin edildiğini öğrendiklerini, kooperatife karşı ortaklığın tespiti ile tapu ve iptal davası ve alacak davası açmayı düşündüklerini ileri sürerek, kooperatifin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ticaret ve Sanayi Bakanlığı vekili, davanın husumet yönünden reddini istemiştir.
Dahili davalı Ticaret Sicil Memurluğu ile bir kısım diğer davalılar, terkim işleminin yasaya uygun olarak yapıldığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Davalı A.Şeracettin, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif tüzel kişiliğinin yeniden ihyasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
Bu tür davalar, ihyası istenilen kooperatifin tasfiye kurulu üyeleri ile kooperatifin kayıtlı olduğu ticaret sicil memurluğu hasım gösterilmek suretiyle açılmalıdır. Dava dilekçesinde, bunların yanında, Ticaret ve Sanayi İl Müdürlüğü de davalı gösterilmiştir. Oysa, bu davalıya husumet düşmeyeceği açıktır. Zira, TTK'nun 559 sayılı KHK ile değişik 26. maddesindeki düzenleme karşısında, ticaret sicil memurluklarının Ticaret ve Sanayi İl Müdürlükleri bünyesinde kurulu olmadıkları da görülecektir.
Bu durumda mahkemece, mümeyyiz davalı vekilinin husumet itirazlarının kabulü ile onun hakkındaki davanın husumet yönünden REDDİNE karar verilmesi gerekirken, bu itiraz hakkında bir gerekçe ve tartışma dahi ortaya konmadan, yazılı şekilde hüküm tesisi, doğru olmamıştır.
Sonuç:Yukarıda açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, bu davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy