(2004 S.K. m.67) (818 S.K. m.42,43,44,104)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Zeytinburnu Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 05.12.2000 tarih ve 2000/141 - 2000/935 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının kaçak elektrik kullandığının tespit edilerek hakkında icra takibi yapıldığını, takibin itirazla durdurulduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın müvekkilinin ikametgahı olan Ankara'da ve Ticaret Mahkemesi'nde açılması gerektiğini, İ... Büyükşehir Belediyesi'nin yüklenicisi olması nedeniyle müvekkilinin abone olan Belediye'nin elektriğini kullandığını, husumetin belediyeye yöneltilmesi gerektiğini, istenen tazminatın abartıldığını, inkar tazminatı da verilemeyeceğini savunmuştur.
Mahkemece, haksız eylem yerinin Zeytinburnu ve icra takibinin de davalı aleyhine yapılmış olması nedeniyle yetki ve husumet itirazının reddi ile bilirkişi raporundaki saptamalara göre davanın kabulüne, itirazın iptali ve % 40 inkar tazminatına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentler dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmayıp, icra takibine konu yapılan alacak haksız fiilden kaynaklanmaktadır.
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında hükmolunacak tazminat miktarı bir tarifeye bağlanmış olsa dahi, bu miktara BK.nun 42, 43 ve 44 ncü maddeleri hükümleri gereğince hakimin müdahale ve tazminatın miktarını belirleme yetkisi vardır. Bu nedenle ortada takip tarihi itibari ile likit nitelikte bir alacağın varlığından söz etme imkanı olmamakla, İİK.nun 67 nci maddesine dayalı olarak alacaklı davacı yararına icra-inkar tazminatına hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
3-Öte yandan, alacaklı icra takibine konu yaptığı ana alacak miktarına gecikme faizi olan gecikme zammını ekleyerek toplam 5.567.796.000.-TL. üzerinden talepte bulunmuş ve bu miktar üzerinden de temerrüt faizi yürütülmesini istemiştir. Mahkemece itirazın iptaline karar verilmiş olmakla, temerrüt faizine, faiz yürütülmeyeceğine ilişkin BK.nun 104 ncü maddesine aykırı davranılmış olduğundan kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bendde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) ve ( 3 ) numaralı bendlerde gösterilen nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy