(1086 S. K. m. 193) (556 S. KHK. m. 61)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.11.2001 tarih ve 2001/995-2001/263 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında herhangi bir sözleşme bulunmamasına rağmen BP Madeni Yağlar amblemi adı altında yağ ve akaryakıt satışı yaptığını, davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin önlenmesine, BP marka ve logosu bulunan levha ve teçhizatların kaldırılmasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın açıldığı İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevsizlik kararı ile dosya gönderildikten sonra yapılan incelemeye göre, taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığı, davalının davacıya ait BP amblemini izinsiz olarak kullandığı, 556 sayılı KHK.nin 61. maddesi uyarınca davacının tecavüzün önlenmesini isteme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın açıldığı İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nin 11.06.2001 tarihli nihai kararı ile dava dosyasının (kararı temyiz edilen) İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Ne var ki, bu karar tebliğe çıkarılmamış, dolayısıyla kesinleştirilmemiş, taraflardan birinin başvurusu beklenilmemiş, dosya bir müzekkere ile kararı müteakip mahkemece kendiliğinden gönderilmiş, bir başka anlatımla dosya, HUMK'nun 193. maddesine uygun şekilde İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gelmemiştir.
Oysa, dosyayı gönderen Ticaret Mahkemesi ile dosyanın gönderildiği Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine arasındaki ilişki, görev ilişkisi olup, belirtilen yasa maddesi hükmündeki usulün uygulanması gerekmektedir.
Bu durumda, dava dosyası usulüne uygun suretle kendisine intikal ettirilmeyen mahkemece, esas kaydına bu yönde meşruhat verilip, kapatılarak dosyanın görevsizlik kararı veren mahkemeye iadesine karar verilmek gerekirken, davaya bakılarak, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy