( 554 S. KHK m.5,6,7,43,44)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.11.2001 tarih ve 2001/375-292 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra, işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı avukatı, davalının "Anfi Tribün Koltukları" için endüstriyel tasarımını 26.05.1997 tarihinde yaptığı başvuru ile Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescil ettirdiğini, bu endüstriyel tasarımın 554 sayılı KHK.nın 6 ve 7.maddelerinde düzenlenen yeni ve ayırt edici nitelikleri haiz olmadığından aynı KHK.nın 5.maddesine göre koruma altına alınamayacağını, çünkü söz konusu endüstriyel tasarımın tescilinden önce Dünya'nın bir çok yerinde aynı ebat, aynı dizayn ve aynı hammaddelerle üretildiğini, örneğin, "M..." markası ile 1948 yılından beri üretim yapıldığını, davalının tasarımının özgün olmadığını ileri sürerek, 554 sayılı KHK.nın 43 ve 44. maddeleri gereğince davalının endüstriyel tasarım tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, endüstriyel tasarımların hükümsüzlüğünü ancak hak sahiplerinin isteyebileceğini, bu tasarımla ilgili olarak davacı hak iddiasında bulunmadığına göre, aktif husumet ehliyeti bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar dairemizin 06.07.2000 tarih 2000/3321-6441 sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, davalı ürünlerinin 1996 yılından beri Kore'de üretilen emtialar olduğu, bu nedenle davalı ürününün yeni vasfı olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya ait endüstriyel tasarım tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde davalı tarafından 26.05.1997 tarihinde endüstriyel tasarım tescil belgesi ile koruma altına alınan "Anfi Tribün Koltuk" tasarımının, tescilden daha önce Türkiye'de ve Dünya'da kamuya arz edilmiş olduğunu, dolayısıyla tasarımın yenilik vasfının bulunmadığını ileri sürerek, bu konuda broşür ve faturalar ibraz etmiştir.
Bir endüstriyel tasarımın tescil edilebilmesi için, 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5, 6 ve 7 nci madde hükümleri uyarınca, o tasarımın yeni ve dünyanın herhangi bir yerinde daha önce kamuya sunulmamış olması gerekir. Aynı kararnamenin "Korumanın Kapsamının Belirlenmesi" başlığını taşıyan 11 nci maddesinde de bir tasarımın koruma kapsamı belirlenirken, 7 nci maddeye uygun olarak o tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerine yarattığı genel izlenimle bariz bir benzerlik gösteren bütün tasarımların dikkate alınacağı gibi, kıyaslanan tasarımların farklılıklarından çok, ortak özelliklerine ağırlık verilir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, yapılan inceleme davalının savunmalarını karşılar nitelikte olmayıp, hüküm vermeye yeterli değildir. Bilirkişi kurulu raporunda davalı tasarımına benzer davacı tarafından ibraz edilen koltuklar incelenmiş ise de, incelenen tasarımların yenilik vasıflarını tayin amacıyla hangi tarihlerde kamuya arz edilmiş oldukları ve ayırt edicilik vasıfları yönünden de kararnamenin 7.maddesine göre yeterince inceleme yapılmamış olup, bu dava ile eş zamanlı olarak devam eden ceza davasında alınan bilirkişi raporunda tasarımın ayırt edicilik vasfının bulunduğu açıklanmış bulunmasına göre raporlar arasında çelişki de bulunmaktadır.
O halde mahkemece, içerisinde hukukçu ve tasarım uzmanının bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu vasıtasıyla gerek davalı tasarımının ve gerekse davalı tarafından ibraz edilen tasarımların incelenmek, davalının itirazlarının karşılanmak ve ceza dosyasında alınan rapor da tartışılmak suretiyle davalı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik vasfının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy