(818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 15. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.10.2001 tarih ve 2000/109-2001/557 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın trafik kazası sonrasında davalı kasko sigortacısı olan Ak Sigorta A.Ş.ce pert işlemi yaptığını, aracın onarılması için davalı sigorta tarafından diğer davalı Hüseyin'e bırakıldığını, onarılan aracın haricen davalı Haluk Sanay'a satıldığını, bu davalı tarafından da dava dışı Halil Yılmaz'a satıldığını ve aracın devredenin müvekkilinden devralındığını, aracın ayıplı olduğu iddiasıyla açılan dava sonrasında müvekkili tarafından Halil Yılmaz'a 834.000.000 TL. ödendiğini, başta davalı sigorta ve sırasıyla diğer davalıların devir işlemini yaptırmamaları nedeniyle müvekkilince ödenen bedelin davalılara rücu hakkı bulunduğunu ileri sürerek, 834.000.000 TL'nin faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili, haricen yapılan satış işlemlerinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Hüseyin vekili, aracı haricen davalı sigortadan alan müvekkilinin tamir ettiği aracı, tüm kusurları belirterek davalı Haluk'a satıldığını, müvekkilinin davacı ile doğrudan bir ilişkisinin olmadığı belirtilerek, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, yanıt vermemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ile davalı sigorta arasında kasko sigorta sözleşmesi, davalı Hüseyin ile de satım ilişkisi bulunduğu, davacının davalı Haluk ile aralarında sözleşme ilişkisi bulunmadığı ve bu davalıya karşı açılan davanın hukuki dayanağı bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin davacıya sadece 1.100.000.000 TL. hasar bedeli ödediği, 2918 sayılı Yasa'da belirtilen yöntemlerle aracın usulüne uygun biçimde davalı sigortaya geçmediği, bu konuda davacının iddiasını kanıtlayamadığı, davalı Hüseyin ile davacı arasında alım-satım sözleşmesinin rızaen gerçekleştiği, hasarlı otomobili onardıktan sonra satan davalı Hüseyin'e yüklenebilecek kusur bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı şirkete ait aracın trafik kazasında ağır hasarlanmasından sonra araç, harici olarak davalılardan Hüseyin Akdoğan'a satılmıştır. Harici satım sözleşmesini kabul eden davalı Hüseyin Akdoğan vekili 24.04.2000 tarihli cevap dilekçesinde, aracı tamir eden müvekkilinin tüm kusurları anlatarak diğer davalı Haluk Sanay'a sattığını belirtmiştir. Araç, davalı Haluk tarafından yine harici satımla Halil Yılmaz'a satılmış, bilahare davacı tarafından 14.12.1998 tarihinde resmi olarak devri yapılmıştır. Halil Yılmaz tarafından ayıplı satım nedeniyle davacı aleyhinde açılan tazminat davası kabul edilmiş ve davacı 834.000.000 TL ödemek zorunda kalmıştır. Aracı tamir ettikten sonra Haluk Sanay'a satan davalı Hüseyin Akdoğan, bu satım sözleşmesinden bir menfaat elde etmiştir. Davalı Hüseyin Akdoğan vekilinin cevap dilekçesindeki ikrarı ve aracın kötü tamir edilip edilmediği ve kötü tamir var ise bundan davalı Hüseyin'in sorumlu olup olmadığının mahkemece değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy