(6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 104)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kartal Asliye 5.Hukuk Mahkemesince verilen 17.10.2001 tarih ve 2000/818-2001/714 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın, tamir için bırakıldığı davalı şirketin davadışı elemanınca sigorta ettirenden izin almadan kullanıldığı sırada meydana gelen kazada hasarlanması üzerine, müvekkilince sigortalısına 730.328.000 lira ödendiğini ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin elemanının, araç sahibinin talimatı doğrultusunda araçla yaptığı deneme turu sırasında kaza meydana geldiğini, dolayısıyla müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı şirketin elemanının kullanımı sırasında park halindeki bir aracı çarpması sonucu kaskolu aracın hasar gördüğü gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK.nun 1301.maddesine dayalı kasko rücu davasıdır.
Davacıya kaskolu aracın davalı şirkete tamir için bırakıldığı, davalının dava dışı elemanı tarafından çıkarıldığı deneme sürüşü sırasında aracın dava dışı park halindeki araca çarpması sonucu hasarlandığı noktaları çekişmesizdir.
Mahkemece, davalı şirketin dava dışı elemanının kazanın oluşumunda kusurlu olması yeterli görülerek, davalı kabul edilmiştir.
Oysa, 2918 sayılı KTK.nun 104.madde hükmü uyarınca tamircinin gerçek işleten malik yerine sorumlu tutulabilmesi için, araç üzerindeki fiili hakimiyetin kesin bir biçimde bu yere yani tamirhaneye geçtiğinin ortaya konması gerekmektedir. Bunun için de, bu maddede aranan koşulların somut olay bakımından irdelenmesi zorunludur. Aracın, sorumsuz ellere geçmesini önleyebilecek şekilde az veya çok organize olmuş bir teşebbüse, uzun süreli tamir için bırakılmış olması gibi, önceden sıralanıp sayılması mümkün olmayan ancak sonuca etkili olabilecek nitelikte olgu veya olguların somut olayda gerçekleşip, gerçekleşmediği üzerinde durulmalı ve madde koşullarının oluştuğuna kesin kanaat getirilmelidir. Ne var ki, araç malikinin yada aracın sigortasından faydalanan kimsenin talimatı ile tamirhane çalışanınca deneme sürüşüne çıkarılması halinde aracın fiili hakimiyetinin tamirhaneye geçmediğinin kabulü gerekir. Zira, bu yönde bir talimat üzerine çalışanın yaptığı deneme sürüşü sırasında araca zarar verme eylemini sigorta ettirenin eyleminin dışında kabul etmek ve bu çalışanı üçüncü kişi görerek zarardan sorumlu tutmak doğru değildir. (Dairemizin 12.12.1994 tarih ve 5937-9302 sayılı 10.5.2001 tarih ve 1960-4102 sayılı, 11.3.2002 tarih ve 2001/9791-2002/2126 sayılı ilamlarıyla tüm bu açıklamalar ve ilkeler vurgulanmıştır).
Somut olayda, kaskolu aracın kayden maliki Kadriye Bekar olup, Kadriye ve kocası Sadettin tarafından davacıya sigorta ettirilmiştir. Yargılamanın 5.7.2001 tarihli oturumda, davalı tanığı olarak dinlenen Saadettin Bekar, eşine ait olan aracı tamir için getirdiği davalı şirketçe bakımı yapıldıktan sona, şirket çalışanı olan ve öteden beri tanıdığı diğer tanık Mehmet Günyola deneme sürüşü için verdiğini, kazanın bu sürüş sırasında meydana geldiğini, kazayı aracın tamirhaneye dönüşünde öğrendiğini beyan etmiş olup, davalının diğer tanığı Mehmette aynı yönde beyanda bulunmuştur. Ancak mahkemece bu yön üzerinde durulmamış ve değerlendirilmemiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ışığında davalının hukuki durumu değerlendirilmek, kasko şirketlerinin sigortalısına yaptığı her ödeme karşısında mutlaka bir zarar sorumlusu bulunmayabileceği de gözetilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 3.6.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy