(556 S. KHK m. 7, 53)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 4.4.2001 tarih ve 2000/571-2001/359 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.5.2002 günde birleşen dava davacısı avukatı ile davalı TPE. Bşk. avukatı gelip, diğer davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkilinin 1983 yılında "İ..." markasını tescil ettirdiğini ve bu marka ile üretilen kozmetik ürünlerinin haklı bir şöhrete kavuşturulduğunu, davalı şirketin kozmetik alanında kullanılmak üzere "İ..." markasını tescil için başvurusuna iltibas yaratacağı gerekçesi ile itiraz edildiğini, ilk başta davalı Enstitü'nün itirazı kabul etmiş iken, bu defa davalı şirketin itirazı ile müvekkili itirazının ret edildiğini, markaların iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğunu ileri sürerek, Enstitü kararının ve tescil için başvurunun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Enstitü vekili, markalar arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalıya tebligat yapılamamıştır.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere nazaran, davacı markalarının "İ..., İ... + Ş..., İ... + resim" şeklinde olup, dava konusu markanın ise "İ..." yazılışı, okunuşu ve anlamlarının farklı olduğu, iki markanın karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, tescil başvurusunda bulunan şirketin yurt dışında bulunması ve tebligatın yapılmasının sorun olduğu gibi, markaların benzer olması karşısında dava dilekçesinin tebliğine de gerek olmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, marka tescil başvurusuna yapılan itirazdan sonuç alınamaması üzerine davalı Enstitü kararının iptaline ilişkin olup, böyle bir davada öncelikle halledilmesi gereken sorun, marka tescil başvurusunda bulunan ve başvurusu kabul edilen kişinin bu davada taraf haline getirilip getirilmeyeceğidir. Marka tescil başvurusu kabul edilip gerekli prosedürün başlatıldığı, marka tesciline karşı itiraz eden tarafın Enstitü kararına karşı itirazından sonuç alamayıp böyle bir davanın açılması karşısında, verilecek karardan doğrudan hakkı ve hukuku etkilenecek olan kişinin (tescil başvurusunda bulunan) davada taraf haline getirilmesi, davaya karşı beyanda bulunması ve delillerini ibraz etme hakkı tanınması zorunludur. Nitekim, mahkemece de, önce davacı tarafa bu yönde önel verilmiş ve davacı ilgili kişiye de husumet yönelterek davalar birleştirilmiştir. Hal böyleyken, diğer davalıya usulüne uygun tebligat yapılarak savunma hakkı tanınması gerekirken, bu davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden aksi düşünce ile yargılamanın sonuçlandırılması doğru olmadığı gibi, esasen, yabancı kökenli bir sözcük olan "İ..." markasını davacı değişik şekil ve figürler ile ve kozmetik emtiasında kullanmak üzere önceden tescil ettirdiğine ve davalı tarafın tescil başvurusunda bulunduğu "İ..." sözcüğünün, davacı taraf markasının orijinal yazılışından ibaret ve aynı anlamı ifade eden bir sözcük olduğunun, hatta, davacı taraf ürünlerinde kullanılmak istendiğinin açıkça belli olması karşısında, mahkemenin aksi yöndeki görüş ve değerlendirmelerinde de isabet bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece, öncelikle davalı M... G... Co.ya dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğinin sağlanarak, bu davalının savunma ve delil sunmasına olanak sağlanması ve gerektiğinde, yukarıda açıklanan ilkeler ve yabancı davalının savunma ve delilleri birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, taktir edilen 250.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.5.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy