(818 S. K. m.41) (4721 S. K. m.683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.11.2001 tarih ve 1999/404-2001/711 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan sonra Dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkili hakkında verilen ihraç kararının açılan davada iptal edildiğini, ancak ihraç kararı kesinleşmeden davacıya tahsis edilen konutun bir başkasına tahsis ve teslim edilmesi nedeniyle davacının kira kaybı zararının doğduğunu ileri sürerek, şimdilik 1 milyar liranın faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının haklı nedenlerle ihraç edildiğini, ihraç kararının iptaline ilişkin kararın kesinleşmediğini, henüz davacının böyle bir hakkının doğmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere bilirkişi raporuna nazaran, davacı hakkında verilen ihraç kararının iptal edildiğini, bu arada davacıya tahsisi edilen konutun dava dışı bir başka şahsa tahsis ve teslim edildiğini, tespit edilen kira geliri kaybından davalının sorumlu olduğu gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, (890.531.506) liranın dava tarihinden yürütülecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yukarıda kısaca özetlendiği gibi, dava, ihracı kesinleşmeyen kooperatif ortağına tahsis edilen konutun bir başkasına satış ve tahsisi nedeniyle uğranılan kira kaybı zararının tahsiline ilişkindir. Davacıya tahsis edilen konutun dava dışı Orhan Alagöz'e satış ve tahsisinin yapıldığı, bu tasarruf ve satışın iptali için davacının ayrı bir dava açtığı, bu davanın mahkemenin 1999/459 esasında halen derdest olduğu anlaşılmaktadır. Davacının kira gelirinden mahrum kaldığını ileri sürdüğü konutun mülkiyeti ile ilgili böyle bir ihtilaf ve derdest dava bulunduğuna göre, mülkiyeti ihtilaflı konut için bu aşamada kira kaybı zararı olduğundan bahisle böyle bir davanın dinlenmesi olanaksızdır. Kira kaybı zararının hesabına esas tutulacak henüz bir konut bulunmadığına göre, mahkemece zamansız açılan davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy