(6762 S. K. m. 309, 336, 340)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İncesu Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.12.2001 tarih ve 1998/131-2001/223 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar Selçuk Önel, Hüseyin Özer, Selahattin Filtekin, Kamil Tekin, Günay Güngen, Hüseyin Cevizoğlu, İsmet Baran, Ömer Kelepir ile davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.05.2002 günde davacı avukatı Menekşe Albayrak ile davalılar Selçuk Önel, Günay Gürgen, Hüseyin Cevizoğlu, Selahattin Filtekin, İsmet Baran, Kamil Tekin, Vahit Yılmaz, Hüseyin Özer gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı avukatı ile davalı asiller dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalıların müvekkili şirketin eski yönetim kurulu üyeleri ve denetçileri olduğunu, Yüksek Planlama Kurulunun 24.05.1995 tarihli kararı ile davacı kurumda kapsam dışı çalışan personel maaşlarında 1.1.1995 tarihinden sonra yapılacak artışlarda sınırlama getirilmesine ve artış oranlarının açıkça belirlenmesine rağmen, davalıların bu oranları aşar şekilde ücret belirleyip ödediklerini, 1995 yılı bilançosunun görüşülmesi sırasında durumun gizlenmesi nedeniyle davalıların ibra edildiklerini, sonradan durumun fark edilmesi nedeniyle ibra kararının kaldırıldığını ve şirket zararının karşılanması için sorumluluk davası açılmasına karar verildiğini ileri sürerek, (14.465.891.000) liranın ticari faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Abbas Yıldırım, Kamil Tekin, Vahit Yılmaz ile diğer davalılar vekili cevaplarında, görüş sürelerinin dikkate alınmasını, 1995 yılı faaliyet raporu ve bilançosu nedeniyle yönetici ve denetçilerin ibra olunduklarını, ücretlerin dengelenmesi ve verimliliğin artırılması için böyle bir ücret politikası izlenmesinde zorunluluk bulunduğunu, nitekim bilahare ücretlerin yükseltilmesine onay verildiğini, kapsam dışı personelin dava konusu meblağı bankaya bloke ettiği için zarar doğmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere, bilirkişi raporlarına nazaran, davalıların 1995 yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edildikleri, ibraya ilişkin genel kurulda yapılan hesap ve faaliyetlerin gizlenmediği gibi, aksine, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nun dava konusu ödemelere dikkat çeken raporu okunduğu ve dikkate alındığı halde ibra kararı alınmış olup, böyle bir ibranın bilahare geri alınmasının hukuken mümkün olmayacağı. 1996 yılı faaliyetlerine gelince, Abbas Yıldırım ve Vahit Yılmaz dışındaki davalılardan Yüksek Planlama Kurulu'nun kararına rağmen bir kısım kapsam dışı personele yüksek ücret ödedikleri, bu şekilde doğan şirket zararından sorumlu oldukları, ancak, davalılardan Vahit Yılmaz ile Abbas Yıldırım'ın bu dönemde şirkette yönetici olarak görev yapmadıkları gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, (8.991.633.000) liranın dava tarihinden yürütülecek yasal faizi ile davalı Abbas ve Vahit dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davacı ve Abbas ve Vahit dışındaki davalılarca temyiz edilmiştir.
1- Dava, Anonim Şirket yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına ilişkin olup, TTK. nun 340. maddesi delaletiyle anılan yasanın 309/son maddesi gereğince böyle bir davanın tüzel kişinin yetkili organlarınca zarar ve sorumlu olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren başlayacak olmasına ve somut olayda TTK.nun 309/son maddesinde belirtilen zamanaşımı sürelerinin dolmadığının anlaşılması karşısında davalılar vekilinin bu yöndeki itirazları yerinde değildir. Ancak, Yüksek Planlama Kurulu kararı aksine, belirtilen tavan üzerinde kapsam dışı personele ücret zammı uygulayan davalı yöneticilerin bu işlem ve kararlarının 20.06.1996 tarihinde yapılan genel kurulda, genel kurulun bilgisine sunulduğu halde ibra edildiği anlaşılmaktadır. Bu şartlarda ve buna rağmen genel kurul bir ibra kararı vermiş ise, artık daha sonra böyle bir ibradan cayılması mümkün değildir. TTK 336. ve müteakip maddelerine dayalı sorumluluk davası, kasıt ve kusura dayalı bir davadır. Yüksek Planlama Kurulu kararına aykırı olarak ücret belirleyen davalı yönetim kurulu kararına aykırı olarak ücret belirleyen davalı yönetim kurulu üyelerinin 1995 yılına ilişkin bu işlem ve kararlarını isabetli olarak 20.06.1996 yılı genel kurul toplantısında alınan ibra kararı kapsamında değerlendiren mahkemenin dava konusu 1996 yılı işlemleri yönünden davalıların kanıt ve kusur durumları ile ilgili yeterli inceleme ve irdelemeyi yaptığını söylemek mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, Teftiş Kurulu Raporu'nun 6. sahifesinde 29.02.1996 tarihli yönetim kurulu kararından söz edildiğine göre, yönetim kurulunun 1996 yılına dair bu ve başkaca daha yüksek ücret belirleyen kararı varsa bunların getirtilmesi, davalıların kanıt ve kusurları yönünden değerlendirilmesi gerekirken, bu hususların gözden kaçırılması doğru olmadığı gibi, kabul şekline göre de, böyle bir davanın öncelikle dinlenebilmesi şirketin zarara uğramasına bağlı olup, yargılama sırasında, kapsam dışı yüksek ücret alan personelin, dava konusu meblağı davacı şirket nam ve hesabına bankada bloke ettiği bildirildiğine göre, böyle bir paranın nasıl ve ne surette bloke tutulduğunun araştırılması gerekirken, bu yöndeki incelemenin eksik yapılması da isabetli olmamıştır.
2- Yukarıda açıklanan bozma şekil ve sebebine göre, davacı vekilinin temyiz itirazların şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir edilen 250.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan tahsili ile temyiz eden davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara ve davacıya iadesine, 30.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy