(3213 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Erzin Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 20.11.2001 tarih ve 2001/123-188 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.05.2002 günde davacı avukatı İbrahim Kanlıöz ile davalı avukatı Şakir Kaleli gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Erzin İlçesinde bulunan müvekkiline ruhsatlı AR:50746 sayılı maden sahasından davalının (3.935.988) m3 kaçak pomza taşı çıkararak otoyol yapımında dolgu malzemesi olarak kullandığını, bu yer için 11.06.1991 tarihli taş ocağı ruhsatı alarak durumunu meşrulaştırmaya çalıştığını, oysa müvekkilinin 23.01.1991 tarihli maden ruhsatı başvurusunun öncelik hakkı verdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik (50.000.000.000) TL.nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, birleştirilen davada fazlaya ilişen (375.376.353.548) TL.nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl davaya cevabında, davanın zamanaşımına uğradığını, iddia edilen yerde maden bulunmadığını savunmuş, birleştirilen davaya verdiği cevap dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğradığını, çünkü davacının ilk dava tarihi olan 14.12.1995 tarihinde haksız fiilin failini ve zarar miktarını bildiğini, olayda ceza zamanaşımı süresinin dahi dolduğunu, müvekkilinin otoyol inşaatını yaparken işveren Karayolları Genel Müdürlüğü'nce davacı maden ocağından ariyet ocağı olarak yararlanmasının planlandığını, Müvekkilin müdahalesinin hukuka aykırı olduğundan söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı vekili zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de, davalının, davacının haksız fiili daha önceden öğrendiğini kanıtlayamadığından, zamanaşımı itirazının reddedildiği, yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacı zararının ruhsat sahibinden alınan %5 devlet hakkı ve %5 madencilik fonu iştiraki düşüldükten sonra (306.581.563.385) TL. olarak belirlendiği, 3465 sayılı yasanın 9 ncu maddesine göre otoyol ve tesislerinin yapımı sırasında ve işletme süresince her türlü hukuki ve cezai sorumluluğun işi gören şirkete ait olduğu, davacının reeskont faizi talebinin işin haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle kabul edilemeyeceği davacının ilk davada faiz başlangıcını tarihin kesin olarak tesbit edilemeyeceği ve ek davada dava tarihinden itibaren faiz istendiğinden, faiz başlangıcının dava tarihi olması gerektiği gerekçesiyle, (50.000.000.000) TL.nin dava tarihi olan 14.12.1995, (256.581.573.385) TL.nin dava tarihi olan 10.02.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalı vekili daha önce taraflar arasında görülen Osmaniye Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1992/128 esas sayılı dosyada davacının bir ton pomza taşında net karının (10.000) TL. olduğunu ikrar ettiğini savunmuş ise de, bu hususun savunmanın genişletilmesi niteliğinde olup, davacı tarafça karşı konulduğundan dikkate alınmamasında bir usulsüzlük olmamasına, ayrıca 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 14 ncü maddesi gereğince maden sahasından çıkarılan maden cevheri için %5 devlet hakkı ve %5 Madencilik Fon İştiraki payının maliyet hesabında dikkate alınmasının tabii bulunmasına göre taraf vekillerinin asıl davaya ilişen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin ek davaya ilişen temyiz itirazlarına gelince, davalı vekili süresinde zamanaşımı itirazında bulunmuş ve mahkemece, davalı vekilinin zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiş ise de, zamanaşımının başlangıcına hangi tarihin esas alındığı ve hangi ölçütler dikkate alınarak red edildiği anlaşılamamıştır. Şu halde, mahkemece ek davaya karşı ileri sürülen zamanaşımı definin hangi esas ve nedenlere göre reddedildiğinin karar yerinde irdelenip tartışılması ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yetersiz gerekçe ile zamanaşımı itirazının reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve kapsamına göre, taraf vekillerinin ek dava ile ilgili diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte yazılı nedenlerle, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 250.000.000 TL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, alınmadığı anlaşılan 4.960.000 lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy