(2004 S. K. m. 50, 67) (1086 S. K. m. 10) (818 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Asliye 7. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.12.2001 tarih ve 2000/545-2001/837 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin taşıma komisyoncusu olup, davalıya ait malları yurt dışına GÖNDERİLMESİNE aracılık etmesi nedeniyle taşıma bedelini, taşıyıcı firmaya ödediğini, davalı ise müvekkiline 500.000.000-lira dışında ödeme yapmadığını, hakkında yapılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu, davalının yetki ve faize yönelik yaptığı itirazında haksız olduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibin yetkisiz icra dairesinde yapıldığını, yetkili icra dairesinin müvekkilinin ikametgahı olan Bursa İcra dairesi olduğunu, müvekkilinin davalıya borcunun da bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davalının süresinde yetki itirazında bulunması ve davacının davalının ikametgahının Bursa olduğuna itirazının olmaması nedeniyle takibin yetkili Bursa olduğuna itirazının olmaması nedeniyle takibin yetkili Bursa İcra dairesinden yapılması gerektiğinden itirazsın iptali davasının REDDİNE karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, müvekkilinin taşıma komisyoncusu olduğunu ve davalıya ait malların yurt dışına GÖNDERİLMESİNE aracılık ettiğini, bu nedenle taşıma bedelini taşıyıcı firmaya ödendiğini ileri sürerek davalı aleyhine yapılan icra takibine itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı, taraflar arasındaki taşımaya aracılık sözleşmesinin varlığını inkar etmeden, borcunun 500.00.00.TL. olduğu ve bu miktarında ödendiğini savunarak, icra dairesinin yetkisine ikametgahı Bursa icra dairelerinin yetkili olduğunu belirterek itiraz etmiştir. Davacı itirazın iptali davasını Bakırköy'de açmıştır.
İ.İ.K.nun 50. maddesi yetki meselesini düzenlemektedir. Bu madde hükmünün itirazın iptali için müracaat edildiği hallerde de uygulanacağının kabulü gerekir. Zira, İ.İ.K.nun 67. maddesinde açıkça "Takip talebine itiraz edilen ve itirazın kaldırılması için mercie müracaat etmek istemeyen alacaklı" denildiğine göre, alacaklıya ya mahkemeye yada mercie müracaat imkanı bakımından bir tercih hakkı tanınmaktadır. Alacaklı tercihini mahkemeye müracaat şeklinde yapmışsa artık mahkemenin hem icra dairesinin yetkisine itirazı ve hem de borcun esasına ilişkin itirazı incelemesi gerekecektir. Esasen merciiden daha geniş yetkili bir mahkemenin yetki itirazını inceleyememesi için bir sebepte bulunmamaktadır. Bütün bu hususlar nazara alınarak somut olay incelendiğinde; Bakırköy'de açılan itirazın iptali davasında, mahkemenin öncelikle icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazı incelemek suretiyle yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi bulunup bulunmadığını belirlemesi gerekir. Bakırköy İcra Dairesinde, icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olmakla takip durmuş ve bu itiraz konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olmakla yetki itirazı askıda beklemektedir. O halde, mahkemenin somut uyuşmazlıkta ilk olarak, icra dairesinin yetkisine yapılan itirazı incelemek suretiyle icra takibinin yetkili icra dairesinde yapıldığına kanaat getirmesi halinde işin esasına girmesi, aksi halde icra dairesinin yetkili olmadığını belirlemesi durumunda esas hakkındaki itirazlara girişilmeksizin, yetkili icra dairesinde yapılan icra takibi bulunmaması nedeniyle itirazın iptali davasının REDDİNE karar vermesi gerekir. Nitekim, mahkemece de, öncelikle yetki itirazı incelenmiştir. Ancak, sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda, sözleşmenin ( borcun ) yerine getirileceği ( ifa edileceği ) yer mahkemesinde de açılabilir. ( HUMK. 10.maddesi ) Sözleşmenin yerine getirileceği yer, öncelikle yanların açık yada örtülü isteğine göre belirlenir. Tersi durumda ise, sözleşmenin yerine getirileceği yer Borçlar Kanunu 73. madde uyarınca saptanır. Öyleki, davanın konusu sözleşmeden doğan bir para borcu olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise, bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir. Durum böyle olunca, alacaklı bu para borcunun ödenmesi için kendi ikametgahında dava açabilir. Somut olayda, taraflar arasında taşımaya aracılık sözleşmesinin varlığı uyuşmazlık konusu değildir. Davalıya, alacağa ait fatura da tebliğ edilmiş ve itiraza uğramamıştır. Bu durumda, alacak, bir miktar para alacağına dönüşmüş olup davacı alacaklı, kendi ikametgahında takip yapabilir ve dava açabilir. Bu itibarla mahkemece, davalının icra takibine olan yetki itirazının REDDİNE karar verilip, işin esasına girilip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.6.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy