(5846 S. K. m. 10, 14, 15, 19, 68, 70) (818 S. K. m. 521, 523, 524)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.12.2001 tarih ve 2001/669-2001/854, birleşen 2001/337 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi D.B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden Turgut'un Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi ve Sağlık Bilgisi isimli eserlerin sahibi olup, diğer meslek birliğinin üyesi olduğunu, davalının müvekkillerine ait eserleri izinsiz olarak bastırıp, çoğaltıp ve satışa sunduğunu ileri sürerek, fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinin mali ve manevi haklarına tecavüzün ref'ini, FSEK 68. maddesine göre 200.000.000.- TL maddi, FSEK 70. maddesine göre davalı tarafından temin edilen karın verilmesine, buna ilişkin olarak 100.000.000.- TL' nin ve 200.000.000.- TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Bu dosya ile birleşen Ankara Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nin 2001/337 E. - 386 K. sayılı dosyasında ise FSEK 68/1. madde uyarınca bilirkişi raporu ile belirlenen tazminatın 3 katı olan toplam 1.000.000.000. TL'nin baskı tarihinden itibaren temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, eserlerden Vatandaşlık ve İnsan Hakları kitabının müsveddesinin davacı tarafından getirildiğini ve Kasım 1997 tarihinde basımının yapıldığını, Sağlık Bilgisi kitabının ise iki yazarının daha olduğunu ve yazarlar tarafından müsveddelerinin getirtildiğini, Sağlık Bilgisi kitabı için 157.420.000.- TL, Vatandaşlık ve İnsan Hakları kitabı için 45.000.000.- TL telif ücreti ödeneceğini, davacıya bir miktar telif ücretinin ödendiğini, bu konuda davacıya yemin teklif edeceklerini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından FSEK 70. maddeye yönelik tazminat isteminin feragat nedeniyle reddine, davalının davacıların her iki eser üzerinde mali ve manevi haklarına tecavüzün ref' ine, FS EK 68. maddesi uyarınca toplam 1.200.000.000. TL maddi, 100.000.000.TL manevi tazminatın 31.12.1997 yayın tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1. Mahkemece, tefhim edilen kısa kararda karar özetinin ilanına karar verildiği halde, gerekçeli kararda bu hüküm yer almamıştır.
TC Anayasası yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. HUMK.'nun 382. maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın da bu kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni olacağının içtihat edilmiş bulunmasına göre, mahkemece yapılacak iş, bozmadan sonra, hakimin önceki kısa karar ile bağlı olmaksızın çelişikliği kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre yeni bir karar vermekten ibarettir. Bu itibarla davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Kabul şekline göre de davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacılar tecavüz eden davalı ile sözleşme yapsaydı isteyebileceği olağan telif ücretine ilişkin FSEK 'un 68. maddesi hükmüne göre tazminat talep etmiş olmasına göre, davalının zamanaşımı itirazının reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığından ve dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3. Yine FSEK'ten doğan manevi haklara dair talepler eser sahibine bağlıdır. Eser sahibi, FS EK 19/1. madde hükmü uyarınca aynı yasanın 14. ve 15. maddelerinin 1. fıkrasıyla kendilerine tanınan yetkilerin kullanış tarzlarını bir meslek birliğine bırakabilir. FS EK 42. madde hükmüne göre kurulmuş olan davacı İ. İle diğer davacı arasında akdedilen yetki belgesinden davacı Turgut'un, anılan yasa maddelerinden doğan manevi haklarını davacı İ. 'ye devretmediği anlaşılmasına göre, davacı İ.'nin manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde aksine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4. Ayrıca FSEK 10. madde hükmü uyarınca, Birden fazla kimsenin iştiraki ile vücuda getirilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, eserin sahibi onu vücuda getirenlerin birliğidir. Eser sahipleri aralarında yaptıkları bir sözleşme ile aksini kararlaştırmadıkları sürece, birliğe katılmaları, kar ve zarardaki payları Borçlar Kanunu'nun 521. ve 523. maddelerine kıyasen birbirine eşittir. Telif ücretlerinin nasıl bölüşüleceği ve eser üzerindeki hakların kullanılması ve gerekli karar nisabı konularında da yine aksi kararlaştırılmadıkça Borçlar Kanunu'nun 523. ve 524. madde hükümleri uygulanacaktır. Eser sahiplerinden her biri, esere ve birliğin ortak çıkarlarına yönelik olarak dışarıdan meydana gelecek tecavüzlerde tek başına harekete yetkilidir. Özellikle ihtiyati tedbir talep etmek, hukuk ve ceza davaları ile tazminat davası açmak hususunda her eser sahibinin birliği temsil yetkisi vardır. (FS EK 10/2.) Ancak açılan dava sonucunda hükmedilecek tazminat tutarı üzerinde hiçbir eser sahibi tek başına tasarruf edemez. Somut olayda, Sağlık Bilgisi kitabının davacı Turgut dışında iki yazarı daha vardır. Bu durumda mahkemece, açıklanan yasa hükmü dikkate alınmadan eksik inceleme ile karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) ve (4) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy