(1163 S. K. m. 16, 27)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.12.2000 tarih ve 2000/595-2001/896 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif üyesi iken yönetimdeki usulsüzlükler nedeniyle 1996 yılından itibaren aidatlarını ödemediğini, yeni yönetimin kendisini genel kurullardan haberdar etmediğini, borcunun bildirilmesi amacıyla gönderilen ihtarnameye cevap verilmediğini ileri sürerek, müvekkilinin üyeliğinin tespitine karar verilmesini istemiş, birleşen dava ile de müvekkilinin kendisine tebliğ edilmeyen yönetim ve genel kurul kararları ile ihraç edilmiş olduğunu açılan dava ile öğrendiklerini ileri sürerek, ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının gönderilen ihtara rağmen borcunu ödememesi nedeniyle usulüne uygun olarak ihraç edildiğini, hak düşürücü süre içinde davanın açılmamış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıya iki ihtar yerine tek ihtar gönderilmiş olduğu, ihraçtan sonrada ödemelerin kabul edilip kullanılmış olmasının ihraçtan zımnen vazgeçilmiş olduğu anlamına geldiği, genel kurulda alınan ihraç kararının davacıya tebliğ edilmemiş olması nedeniyle birleşen davanın süresinde olduğu gerekçesiyle, asıl davada davacının üye olduğunun tespitine, birleşen davada 29.06.1996 tarihli genel kurulda alınan ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı kooperatifçe verilen çıkarma kararının iptali ile üyelik tespiti istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kanunun 27. maddesine göre, parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen bir ortağın ihracına karar verilebilmesi için ödemede temerrüde düşen ortağa maddede belirtilen süreler verilmek ve aynı borç miktarını içeren ve ödenmemesi halinde sonuçlarını da bildiren geçerli iki ihtarın yapılması gerekir. Anılan madde hükmü buyurucu nitelikte olup, bu hükme aykırı olan anasözleşme hükmü geçerli değil ise de, tek ihtar ile verilen ihraç kararına karşıda aynı kanunun 16. maddesine göre üç aylık hak düşürücü süre içerisinde iptal davası açılması gerekmektedir.
Davacının davalı kooperatif üyesi olduğu ve tek ihtar gönderilmiş olduğu konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı kooperatif yönetim kurulunun davacı hakkında vermiş olduğu 08.04.1994 tarihli çıkarma kararı davacıya 27.09.1994 tarihinde tebliğ edilmiş olup, yukarıda anılan 16.maddeye göre davacı üç aylık hak düşürücü süre içerisinde çıkarma kararına karşı dava açmamış ise de, aynı süre içerisinde genel kurula itiraz edip etmediği araştırılmamıştır.
Davalı kooperatifin 29.06.1996 tarihli genel kurulunda davacı ve bu durumdaki diğer üyelerin durumları görüşülüp, ihraçlarının devamına karar verilmiş olup, bu genel kurul maddesinin gündeme ne şekilde ve ne amaçla alınmış olduğu, bu kararın genel kurulca davacının itirazı üzerine alınmış bir karar mı yeni bir ihraç kararı mı yoksa kesinleşen ihraç kararının devamını amaçlar nitelikte bir karar mı olduğu, dolayısıyla ihraç kararının iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı yeterince tartışılıp değerlendirilmemiştir. O halde mahkemece açıklanan hususlar üzerinde durularak, taraf delileri toplanmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy