(6762 S. K. m. 1281, 1290, 1292, 1301)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.12.2001 tarih ve 2001/370-803 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi V. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı sigorta şirketine kasko sigortalı olduğunu, poliçe süresi içerisinde kazaya karışıp hasarlanmasına karşın davalının sigorta tazminatını ödemediğini ileri sürerek, tespit edilen (2.001.506.000) lira zarar bedelinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait aracın müvekkili nezdinde sigortalı olduğunu, ancak park halindeki aracın böyle büyük zarar görecek şekilde kazaya uğramasının mümkün olmadığını, kazanın iddia edilen yer ve şekilde meydana gelmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlara göre, davacıya ait sigortalı aracın park halinde iken plakası belirlenemeyen bir araç tarafından çarpılmak suretiyle hasara uğradığının polis karakoluna ve sigorta şirketine ihbar edildiği, davacının yasadan ve sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiği, davalı kazanın iddia edilen şekilde olmadığını ve teminat kapsamı dışında kaldığını savunmuş ise de, bu savunmasını kanıtlar nitelikte bir kanıt sunmadığı gerekçesiyle, (1.826.090.787) liranın davalıdan tahsiline karar verilmiştir
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir
Sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir. Tarafların ve özellikle sigorta ettiren/sigortalının bu yükümlülüğe gerçeğe uygun şekilde uymaları halinde sigortacı, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazmin yükümlülüğünü yerine getirebilecek ve koşulların oluşması halinde mal sigortalarında sigorta ettirenin yerine TTK. nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak geçecek ve sigortalısına ödediği tazminatı zarar sorumlusundan geri alabilecektir.
TTK. nun 1281 nci maddesi hükmüne göre, kural olarak ihbar yükümlülüğünün iyiniyet kurallarına uygun olarak gerçekleştirildiği hallerde geçerli olup, aynı yasanın 1290 ve 1292/son fıkrası hükümleri uyarınca bu yükümlülüğün anılan ilke dışına çıkılarak kullanılması halinde rizikonun teminat dışı kaldığının ispatı yükümlülüğünün sigortacıya ait olmayıp, sigorta ettirene ait olduğunun kabulü yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ait olduğu gibi sözleşme hukukundaki menfaatler dengesinin sağlanmasının da bir gereğidir.
Ancak, davaya konu olayda kazadan hemen sonra yaptırılan ekspertiz incelemesinde, kazanın iddia edilen yer ve şekilde olmasının olanaklı olmadığı tesbit edilmiş ve yine sigorta araştırma raporunda aynı hususlar tekrar edilmiştir.
Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde de, hasarı doğuran olayın davacı aracını kullanan M.M'nin beyan ve iddia ettiği şekilde olmadığı, hasarı meydana getiren trafik kazasının gerçeğe uygun biçimde davalı sigorta şirketine bildirilmediği, diğer bir anlatımla davacının ihbar yükümlülüğünü iyiniyet kurallarına uygun biçimde yerine getirmediği vurgulanmıştır.
Şu halde, yukarıda anlatılan ilkeler ve olayın özelliği de, dikkate alınarak, rizikonun teminat içinde kaldığı hakkındaki kanıt yükü davacı tarafa yükletilmeli ve davacının hasarı doğuran kazanın gerçekte ne şekilde olduğuna dair kanıtlar toplandıktan sonra gerektiğinde kaza yerinde keşif de, yapılmak suretiyle rizikonun teminat içerisinde kalan bir hal sebebiyle oluşup oluşmadığının kesin bir şekilde teshili ile oluşacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulmak gerekirken, aksine bir yorumla yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy