(6762 S. K. m. 1269, 1270)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.1.2002 tarih ve 2000/795-2002/28 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın piknik alanında park halindeyken nedeni bilinmeyen bir şekilde tamamen yandığını, usulüne uygun müracaata rağmen hasar bedelinin davalı kasko sigorta şirketi tarafından ödenmediğini ileri sürerek, (7.750.000.000) liranın ihbar tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aşırı alkolün etkisiyle aracın yanmasına neden olduğunu, Kasko Sigorta Poliçesi Genel Şartları A.5.5.5.maddesi uyarınca bu durumda meydana gelen hasarın teminat dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının aşırı alkollü iken su dolu bir çukura girip aracını buradan çıkarmak için zorladığında yangının meydana geldiği, olayın münhasıran sürücünün almış olduğu alkolün etkisi ile meydana gelmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. TTK.nun 1269.ncu maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı yasanın 1270 nci maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan, rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatini almak ve o suretle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği taktirde, tazminat istemek hakkına sahip olur. Somut olayda, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı İş Bankası'nın, tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece, dain ve mürtehin sıfatı olup olmadığı araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece, dain ve mürtehin sıfatı olan İş Bankasının muvafakati olup olmadığının araştırılması, muvafakati sağlandığı taktirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi takdirde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin esasa ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.07.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy