(818 S. K. m. 44, 98)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8.Ticaret Mahkemesince verilen 19.9.2001 tarih ve 1999/616-2001/572 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.6.2002 günde davalılardan T.İş Bankası avukatı Şükran Babür gelip, davacı avukatı ve müdahil avukatı tebligata rağmen gelmediklerinden temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile babasının davalı bankanın Antalya Şubesi nezdinde ortak hesabı bulunduğunu, hesabın 1/2 sinin ve diğer yarısının mirasçılıktan doğan ¼ünün müvekkiline ait olduğu gözetilmeden müvekkilinin babasının ölümünden sonra hesap sadece murise aitmiş gibi dört mirasçıya eşit ödemede bulunulduğunu ileri sürerek, murisin ölüm tarihi itibariyle hesaptaki paradan müvekkiline ödenmeyen (29.757.697.093) liranın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hesaptaki 1/2 payının davacının eşi ve vekili olan Ö.Farukun talimatı doğrultusunda diğer üç mirasçının hesaplarına (9.919.160.212) şer TL. olarak virman yapıldığını, davanın dayanaksız olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, sunulan kanıtlara ve banka kayıtlarına müşterek hesabın tasfiyesinden sonra davacının kendi payı ve miras payının davacının Pozcu Şubesindeki hesabına geçtiği, davacı vekilinin el yazılı talimatı doğrultusunda diğer üç mirasçı hesabına virman yapıldığı, virman metninde muristen intikal eden ibarelerinin talimatın asıl amaç ve konusunu ortadan kaldırmadığı, vekilin bu işleme yetkili olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalı bankadaki hesabından davacının genel vekilinin talimatına aykırı para çekilerek dava ihbar edilenlerin hesaplarına usulsüz virman yapıldığı savına dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, yetkili vekilin talimatına uygun işlem yapıldığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ve babasının davalı bankanın Antalya Şubesi nezdindeki (1772316) nolu müşterek hesabı, davacının, babasının 25.10.1998 tarihinde ölmesi üzerine anılan şubece tasfiye edilmiş, 9.11.1998 de davacının 1/2 payı ve mirasçılıktan geçen 1/4 payı toplamı (49.596.161.660) lira davacının davalı bankanın Pozcu-Mersin Şubesindeki hesabına aktarılmıştır. Böylece, doğru işlem yapılarak davacının müşterek hesaptaki müşterek mudi ve mirasçı sıfatından doğan payı ayrılmış ve ayrı bir hesaba geçirilmiş iken, davacının aynı zamanda eşi olan genel vekilinin tarihsiz faks talimatına dayanılarak Pozcu Şubesine gelen parasından (29.757.697.003) lira yeniden Antalya Şubesine getirtilmiş ve davacının annesi ve kardeşleri olan diğer üç mirasçı hesabına mükerreren (9.919.232.331) lira virman yapılmıştır. Davacı vekilinin tarihsiz talimatının müşterek kök hesabın bulunduğu Antalya Şubesine hitaben gönderilmesi ve açıkça muris Mehmet Somerden miras yolu ile geçen hesaptan 9.919.160.212) şer liranın davacı dışındaki diğer üç mirasçının hesaplarına virman yapılmasının istenmesinden, başka yerde (Mersin) oturan vekilin bankaca daha önce davacının Pozcu Şubesine yaptığı davacı payının tamamının virman yapıldığını bilmediği, hesap bakiyesinin tamamının hala Antalya Şubesinde bulunduğu sanısı ile müvekkili olan eşinin tüm payına bir an önce kavuşmasını sağlamak için ivedilikle diğer mirasçıların paylarının arındırılması iradesine dönük olduğu duraksamasız olarak kabulü zorunlu olduğu ve esasen yerine getirilmiş olan işlemin davacı aleyhine mükerreren gerçekleştirilmesinin talimata aykırı davranan davalı bankanın sorumluluğunu gerektirdiği halde, talimat içeriğine yanlış anlam verilerek yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ne varki, davalı bankayı bu yanılgıya sürükleyen davranış ise, davacı vekilinin hatalı talimatına dayanmaktadır. Zira, vekil, eşi olan müvekkili ile bu işlemi gerçekleştirmeden önce bu konuda gerekli bilgiyi almalı ve anılan talimatı bundan sonra bankaya vermeli idi. Böyle bir durumda asilin, vekilinin kusurlu davranışlarından da sorumlu olması gerektiği kabul edilerek, BK..nun 98 nci maddesi yollaması ile aynı yasanın 44 ncü maddesi hükmü uyarınca gerekil indirim yapılarak buna göre hüküm tesis edilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.6.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy