(818 S. K. m. 19)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.03.2001 tarih ve 1999/886-2001/338 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankaya devredilen Anadolu Bankası ile imzaladığı emeklilik geliri sözleşmesi gereğince kendisine ödenmesi taahhüt edilen gelirin bu günkü ekonomik değerler gözetildiğinde hiçbir yarar sağlamadığını ileri sürerek, aylık gelirin 50.000.000 TL. olarak tespit ve tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporunda alınmak suretiyle, davacının sisteme katıldığı tarihte kendisine ödenmesi taahhüt edilen 20.000 TL. gelirin o tarihteki DM karşılığının dava tarihinde TL. olarak tutarı gözetilmek gerektiği gerekçesiyle dava kabul edilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık özel hukuk alanında düzenlenen ömür boyu gelir sözleşmesi ile davacıya bağlanan aylık gelirin uyarlanması isteminden kaynaklanmaktadır.
Sözleşme serbestisinin geçerli olduğu hukuk sistemlerinde, sözleşmeye aynen uyulması (Pacta Sund Servanda) ilkesi hakim olup, ancak sözleşmenin düzenlenmesinden sonra ortaya çıkan durum ve koşullardaki olağanüstü değişiklikler nedeniyle tarafların sözleşme ile yükümlendikleri edimler arasındaki dengenin aşırı ölçüde bozulmuş olması gibi genel ve objektif koşulların gerçekleşmiş olması halinde hakimin sözleşmeye müdahalesi ile (Clausula Rebus Sic Stantibus) sözleşmenin yeni koşullara uydurulması imkanı doğabilecektir. Böyle bir davada sözleşmenin uyarlanmasına karar verebilmek için hüküm tarihinde dahi sözleşmenin ayakta kalması zorunludur. Dava konusu olayda ise, temyiz dilekçesine ekli, davalı bankanın devir edildiği T.C. Ziraat Bankası yönetim kurulunun 14.11.2001 tarihli kararına dayanılarak, Tasfiye Halindeki T. Emlak Bankası A.Ş. Tasfiye kurulu tarafından verilen 28.12.2001 tarihli karar ile dava aşamasında sözleşmenin fesih yolu ile ortadan kaldırıldığı ileri sürülmüştür. O halde mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek somut olayda uyarlama koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy