(6762 S. K. m. 692, 694, 695, 726) (3182 S. K. m. 36) (818 S. K. m. 125) (4491 S. K. m. 10)
Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 10. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.12.2000 tarih ve 1999/359-1999/1237 s. kararı bozan Daire'nin 08.10.2001 tarih ve 2001/4704-2001/7467 s. kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içerisinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdindeki hesabında bulanan paranın Amerika'daki şubelerinden çekilebilmesi için çek aldığını, ancak daha sonra yapılan başvuruda hesaptaki paranın ödenmediğini ileri sürerek, (9.419.70)-USD'nın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hesabın 11 yıl önce kapatıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne ait verilen karar Dairemizin 08.10.2001 günlü kararında açıklanan sebeplerle bozulmuştur.
Bu defa davacı vekili karar düzelteme isteminde bulunmuştur.
Davacıya, davalı bankanın İstanbul Merkez Şubesi'nde 0000402052 numaralı 9.416.70 USD'lik mevduat hesabını ABD'nin herhangi bir Citibank Şubesinden tahsil edebilmesi için 18.09.1987 günlü banka çeki düzenlenerek verilmiştir. Davacı bu çeki tahsil etmediğini bildirerek, davacı bankaya karşılığın tahsili için müracaat ettiğinde, davalı banka, çekin TTK. nun 726 ve BK.nun 125. maddesi uyarınca 10 senelik zaman aşımı sürelerinin gerçekleştiğini belirterek ödeme yapmamıştır.
Mahkemece, yargılama aşamasında referanslı çekin ne amaçla verildiği, ödenip ödenmediği ve davacıya ilişkin mevduat hesabının müfredatlı dökümünü gösterir hesap ekstresinin gönderilmesi davalı bankadan istenmişse de, davalı bu hususlara ait mahkeme isteğini yerine getirmemiş, 10 yılı aşkın sürenin geçtiğini tekrarla, ilgili kayıtların kıyılarak yok edildiğini, kayıt ve belgelere ulaşılamadığını belirtmesi karşısında banka kayıtlarını inceleme imkanının ortadan kalktığı anlaşılmıştır.
Davalı banka tarafından düzenlenerek davacıya verilen çekin havale çeki, şube çeki veya keşide çeki olarak da isimlendirilen ve TTK. nun 692 ve müteakip maddelerine göre kanuni unsurları ihtiva eden bir çek olduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Ancak, davacının istemi, çekin hamili sıfatıyla yapılan bir ödeme talebi olmayıp, depo edilen karşılığın çekin kullanılmaması nedeniyle, ödenmesi isteminden kaynaklanmaktadır. Kısacası, TTK. nun 694 ve 695 inci madde uyarınca muhatap nezdinde bulunan ve esasen kendi emrine tahsis edilen karşılığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekir. Konuya açıklık getirecek hükümler 3182 s. Bankalar Kanunu'nun 13 üncü maddesi ile bu yasası değiştiren 4491 s. Bankalar Kanunu'nun 10 uncu maddesi hükümleridir.
Yasanın anılan maddelerinin metin ve açıklamalardan, TTK. nun 694 ve 695 inci maddeleri uyarınca muhatap nezdinde bulundurulan karşılıkların mevduat olarak kabul edilmesi gerekir. Esasen bu konuda tartışma olmadığı gibi; bu husus doktrince de benimsenen bir sonuçtur. (Bkz.Prof. Dr. Seza Reisoğlu, Bankalar Yasası Şerhi. Ekim 1997, Sh.110 ve devamı, aynı yazarın 4491 s. kanun ile değişik Bankalar Yasası Şerhi, Ankara 2000, Sh.260 ve devamı)
Bu açıklamalar ve kanunun değinilen maddesi karşısında, davacının TTK. nun 695 inci maddesi uyarınca yaptığı anlaşma (sarih veya zımni) gereğince, bankaca keşide edilerek kendisine verilen, fakat kullanılmaması sebebiyle bankada kalan karşılığını talep ettiği bu dava da, TTK. nun 726 ncı maddesinin uygulama yeri olmayıp, Bankalar Kanunu'nda yer alan mevduata ait zaman aşımı ve bunu düzenleyen hükümlerin uygulanması gerekir.
Davacı, davasını 31.05.1999 gününde açtığına ve mevduat hesabını da 18.09.1987 gününde yatırdığına göre, olaya uygulanacak kanun, bu tarihte yürürlükte bulunan 3186 s. Bankalar Yasası ve onun 36 ncı maddesidir. Bu maddeye göre, her türlü mevduat son talep işlem veya mudiin herhangi bir biçimde yazılı talimatı gününden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirdikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası'na devredileceği; aynı fıkranın 3 üncü bendinde ise, tutar ve değeri 1 milyon 500 bin lirayı aşanların, Resmi Gazete ile ilan edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içerisinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu'na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Bu hüküm sonradan 4491 s. kanunla değişen Bankalar Kanunu'nun 10/4 maddesi ve bu madde uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 27.06.2001 tarihli Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankalar Kuruluş ve Faaliyetler Hakkındaki Yönetmenliğin 35 inci maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli taahhütlü bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, 1 yılık süre ise, 3 ay indirilmiştir.
Açıklanan kanun hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacaklarının 10 yıl sonra zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek ilan tebligatının yapılması koşuluna bağlanmıştır. Daha açık bir anlatımla, sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacakları kendiliğinden zamanaşımına uğramaz. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir.
Davalı bankanın, davacı nezdinde olan karşılık hakkında 3182 s. kanunun 36. maddesinde öngörülen duyuruları ve sair işlemleri yapıp yapmadığı konusunda mahkemece girişilen soruşturma, anılan bankaca yalnızca 10 senelik sürenin geçtiğini ve ilgili kayıtlarında kıyılarak yok edildiğini bildirmesi sebebiyle sonuçsuz kaldığından ve bunun doğal sonucunda, bankanın bu yönde bir savunması ve delili bulunmaması sebebiyle, davacı vekilinin karar düzeltme nedenlerinin yerinde ve Dairemiz uygulamasına uygun bulunduğu sonucuna varılarak, kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı davacı vekilinin karar düzeltme isteminin HUMK. nun 442/3 maddesi uyarınca kabulüne, Dairemizin 08.10.2001 tarihli 2001/4704-7467 s. Bozma kararın kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA, ödediği karar düzeltme peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, önceki temyizden dolayı aşağıda yazılı 161.825.000-bakiye TL. karar düzeltme harcının ve 3506 s. kanun ile değiştirilen HUMK. nun 442/3. madde hükmü uyarınca takdiren 54.550.000-lira para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 10.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy