(3095 S. K. m. 2) (6762 S. K. m. 4, 1292) (Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları m. 1)
Taraflar arasında görülen davada İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.12.2001 tarih ve 2001/993-900 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, İzmir Trafik Kazaları Yardım ve Dayanışma Derneği ile davalı şirket arasında 3. şahıs mali mesuliyet sigorta sözleşmesi yapıldığını, buna göre sigortalı müvekkilinin 3. şahıslara karşı meydana gelebilecek kazalar sonucundaki zararların teminat altına alındığını, müvekkilinin yönetimindeki aracın 3. şahsa ait araca zarar verdiğini, yapılan yargılamalar neticesinde 1.207.635.000.TL ödemelerine karar verildiğini, davalıdan poliçe teminatının istenilmesine rağmen ödenmediğini ileri sürerek, '500.000.000.-TL nın ihbar tarihinden itibaren reeskont faizi ile dayalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğramış olduğunu, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, dava açma şartlarının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, taraflar arasındaki sözleşmenin kapsamına göre kaza ile ilgili zararların davalı tarafından karşılanması gerektiği,ihbara rağmen yerine getirmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 800.000.000.- TL nın ihbar tarihi olan 16.06.1999 tarihinden 30.12.1999 tarihine kadar %80, bu tarihten sonra %70 reeskont faizi ile davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve zamanaşımı def'inin savunmanın genişletilmesi itirazına uğramaması halinde cevap süresinden sonra da ileri sürülmesinin mümkün bulunmasına, ancak, somut olayda T.T.K.nun 1292. maddesi hükmüne nazaran zamanaşımı süresinin geçmeden davanın açılmış bulunmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Dava, üçüncü şahıslara karşı mali mesuliyet sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı sigorta şirketine ihbar tarihinden itibaren faiz talep etmiş, mahkemece de ihbarı takip eden sekiz gün nazara alınmak suretiyle faiz başlangıç tarihi belirlenmiştir. Gerek üçüncü şahıs mali mesuliyet sigortası genel şartlarında ve gerekse poliçe üzerinde yer alan özel şartlar içerisinde sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğünün başlangıcı açık olarak belirlenmemiştir. Bu durumda sigorta sözleşmesinin niteliğinin incelenmesi suretiyle ödeme yükümlülüğünün belirlenmesi gerekmektedir.
Üçüncü şahıs mali mesuliyet sigortası, üçüncü şahısların ölmesi, yaralanması veya mallarında ziya ve hasar meydana gelmesi halinde zararı meydana getiren sigortalıya yöneltilebilecek haklı talepler yanında yersiz ve aşırı taleplere karşıda koruma teminatı veren bir sorumluluk sigortası türüdür. Sigorta poliçesi incelendiğinde davacının sigortalı olduğu, sigorta ettirenin ise mensubu bulunduğu dernek olduğu ve poliçe teminatının, yaptırılması zorunlu olan Mali Sorumluluk sigortası limitlerini aşan kısım ile sınırlı olduğu açıktır. Bu durumda gerek kullandığı araca ve gerekse üçüncü şahıslara zarar veren sigortalının ödemesi gereken gerçek zararın ve bu miktardan mali sorumluluk sigortası nedeniyle ödenecek kısmın belirlenmesi ve sigortalının kendi sorumluluğuna düşen miktarı ödemesinden sonra anılan sigorta sözleşmesi gereğince davacının sigorta teminatını davalı sigorta şirketinden talep etme hakkı doğmaktadır. O halde mahkemece, davacının gerek kullandığı araçtaki zararın kendisine ödettirildiği ve gerekse zarar verdiği karşı araçtaki belirlenen tazminat miktarını ne zaman ödediği belirlenerek bu tarihte davalı sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğünün başladığının kabulü gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda tanzim edilen hususlardan doğan hukuk davaları ticari davalardandır. Davacı ile davalı sigorta şirketi arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari işlerden olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanmış bulunmasına göre 3095 S.K.nun 2/2 maddesine uygun olarak temerrüt faizine hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamakta ise de hüküm fıkrasında kullanılan reeskont faizi kelimesinin anılan kanunun 4489 S.K. ile değiştirildiği 01.01.2000 tarihinden sonra yasal faize karşılık gelmesi ve temerrüt faizi oranlarında meydana gelebilecek değişikliklerin infaz aşamasında nazara alınmasının gerekliliği hükümde gösterilmeyerek infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2002 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy