(818 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 3.10.2001 gün ve 2000/884-2001/735 sayılı kararı onayan Dairenin 5.3.2002 gün ve 2001/10792-2002/1932 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinden M. Kayhan'ın davalı şirketteki paylarını 19.6.2000 tarihli hisse devri senedi ile diğer davacı oğlu M.e devredip, belgeyi şirket yöneticisine kayıt ve tescil için verdiğini, ancak yönetim kurulu başkanı olan davalı M.in bu payları isim benzerliğinden faydalanarak kendi adına kayıt ve tescil ettiğini ileri sürerek, davalı babası Mehmet üzerine kaydedilen payların iptali ile oğlu davacı Mehmet üzerine kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı M.nın dava konusu şirket paylarını 1930 doğumlu müvekkili M.e devrettiğini, devrin kabul ve tescilinin yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, pay defterinin usulüne uygun tutulamadığı, tamamlanmayan devrin işleminin geçersiz olup, payların davacı Mustafa üzerinde bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairece davalılar vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek, değişik gerekçe ile yerel mahkeme kararı onanmış, davacılar vekilinin itirazları da bu gerekçe ile reddedilmiştir.
Davacılar vekili, temyiz itirazlarını ve eski savunmalarını tekrarlayarak karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davalı şirketin pay senetlerinin basılıp çıkarılmamış olduğu taraf vekillerinin imzalı beyanları ile sabit olduğu halde, Daire bozma kararında pay senedi tesliminden bahsedilmiş olmasının, yanların diğer şirketleri ile ilgili davaları sebebiyle vaki karışıklık ve maddi hatadan kaynaklanmış bulunmasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, yargılama aşamasında davalı hakkında hisse devir senedinin düzenlenmesi ile ilgili olarak C.Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu ileri süren davacı tarafın karar düzeltme dilekçesine eklediği Konya Cumhuriyet Savcılığının 12.1.2001 tarihli iddianamesinden gerçekten de davalı hakkında Hususi Evrakta Sahtecilik ve Hizmet Nedeniyle Emniyeti Suiistimal suçlarından Konya Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Ayrıca, bu husus davalı tarafın da kabulündedir. Her ne kadar davalı taraf karar düzeltme dilekçesine cevabında açılan davanın beraatla sonuçlandığını belirtmiş ve bu hususa ilişkin beraat kararı suretini ibraz etmiş ise de, 14.3.2002 tarihinde verilen karar örneği kesinleşme şerhini havi değildir. Ceza mahkemesince verilecek anılan suçlarla ilgili bir mahkumiyet kararı B.K.nun 53 ncü maddesi uyarınca hukuk hakimini bağlayacağından mahkemece, anılan ceza davasının bekletici sorun yapılması gerekir.
Bu itibarla, davacılar vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemiz onama kararının kaldırılarak, hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin yerinde bulunmayan sair karar düzeltme itirazlarının reddine, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle davacılar vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 5.3.2002 tarih, 2001/10793 Esas, 2002/1933 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkeme kararının davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının iadesine, 10.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy