(2918 S. K. m. 99)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Alanya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.7.2001 tarih ve 2000/237-2000/569 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerine ait aracın davalı sigorta şirketine zorunlu trafik poliçesi ile sigortalı olduğunu karıştığı kaza sonucu karşı tarafın aracının kasko sigortacısına (1.052.650.000) lira ödemeye mahkum edildiklerini, davalı sigorta şirketine yapılan bildirime karşın ödeme yapmadığını ileri sürerek, kendi aralarında olan hasar miktarı ile birlikte toplam (1.355.157.000) liranın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçe limitlerinin 250.000.000-lira ile sınırlı olduğunu davacıların yaptıkları ödeme makbuzlarını kendilerine tebliğ etmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, taraflara sunulan kanıtlara göre, davalının 250.000.000-lira ile sorumlu bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, 250.000.000-liranın 10.7.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bent kapması dışında kalan diğer tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, 2918 sayılı yasanın 99/1 nci maddesinde, "sigortacılar, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz işgünü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorunda oldukları " öngörülmüş olup, Dairemiz uygulanmasında anılan sekiz işgününün bitiminde davalı sigortacının temerrüde düşeceği kabul edilmektedir. Davacıların karşı taraf kasko sigortacının kendilerine karşı açtığı rücu davasını davalı sigorta şirketine 1.10.1999 tarihinde taahhütlü mektupla ihbar ettikleri anlaşılmaktadır. Şu halde, davalının ihbarın yapıldığından itibaren sekiz gün sonra temerrüde düşeceği ve dolayısıyla temerrüt faizinin o tarihten itibaren yürütülmesi gerekirken, karşı taraf kasko sigortacısının ödeme gününden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7 nci maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan 1 nolu bentte yazılı nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle, hüküm fıkrasındaki "10.7.1998" tarihinin çıkarılarak yerine 10.10.1999 tarihinin eklenmesine, kararın değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy