(4721 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 1, 19, 20, 83)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.9.2001 tarih ve 2001/844-1096 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile A... Bankası arasındaki ömür boyu aylık gelir sözleşmesi uyarınca bağlanacak gelirin ülkenin ekonomik durumuna göre ayarlanacağının vaat edildiğini, ancak çok düşük ödemeler yapıldığını, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan dava sonunda aylık gelirin 90.000 TL.dan 60.292.527 TL.na yükseltildiğini ileri sürerek, gelirin aylık 109.579.414 TL olarak tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şartlar elverdiğince artırımlar yapıldığını ve isteğin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının sisteme katıldığı tarihten, dava tarihine kadar geçen süre zarfında TL.'nın DM karşısında aşırı derecede değer kaybetmesi ve yüksek enflasyon nedeniyle bağlanan emeklilik aylığının bir değer ifade etmemesi sonucu edimler arasında davacı aleyhine bir dengesizlik meydana gelmesine sebep olduğu gerekçesiyle, dava tarihinden itibaren davacının emeklilik aylık gelirinin 109.577.059 TL olarak tespitine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlık özel hukuk alanında düzenlenen Ömür Boyu Gelir Sözleşmesi ile davacıya bağlanan aylık gelirin uyarlanması isteminden kaynaklanmaktadır.
Sözleşme serbestisinin geçerli olduğu hukuk sistemlerinde, sözleşmeye aynen uyulması (Pacta Sund Servanda) ilkesi hakim olup, ancak sözleşmenin düzenlenmesinden sonra ortaya çıkan durum ve koşullardaki olağanüstü değişiklikler nedeniyle tarafların sözleşme ile yükümlendikleri edimler arasındaki dengenin aşırı ölçüde bozulmuş olması gibi genel ve objektif koşulların gerçekleşmiş olması halinde hakimin sözleşmeye müdahalesi ile (Clausula Rebus Sic Stantibus) sözleşmenin yeni koşullara uydurulması imkanı doğabilecektir.
Dava konusu olayda ise, davacı tarafından taraflar arasındaki anılan sözleşmenin uyarlanması için daha önce dava açıldığı ve ikinci uyarlama davasının açıldığı tarihte o davanın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda önceki davanın kabulü ile taraflar arasındaki sözleşmenin bir kısım hükümleri değişmiş olması ve yeni hükümler bakımından yine yukarıda değinilen koşulların gerçekleşmiş olması halinde ancak yeni bir uyarlama davası açılabilmesi mümkündür. O halde mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek somut olayda ilk uyarlama davasının kesinleşmesinden sonra yeni uyarlama koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy