(6762 S. K. m. 1278)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Üsküdar Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.02.2002 tarih ve 2000/929-2002/188 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı tarafından kasko sigorta poliçesinin yapılmış olduğunu, meydana gelen kaza neticesinde oluşan hasarın, davalı tarafından ödenmediğini ileli sürerek, 1.830.194.001. TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı, davacının kırmızı ışıkta geçmek suretiyle kasda yakın kusurunun bulunduğunu, hasarın poliçe teminatı dışında kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, kazanın oluşumunda davacının tam kusurlu olduğu, kırmızı ışıkta geçen kişinin muhtemel değil, bilerek ve isteyerek bir kazaya sebebiyet vermek istediğinin tartışmasız olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK'nun 1278. maddesine göre sigortacı poliçede aksine hüküm olmadıkça sigorta ettirenin kusurlarından doğan hasarları tazmin ile mükelleftir. Ancak hiçbir halde sigortacı sigorta ettirenin kasdından doğan hasarları tazmine mecbur değildir. Görüldüğü üzere maddede tam kusurdan değil, kasıt halinden söz edilmektedir. Bunun yanında kasko sigorta poliçesi genel şartlarında da sigortalının kusurlu olması sigortanın konusu dışında bırakılmadığı gibi, teminat dışı sayılan haller arasında da sayılmamıştır.
Somut olay incelendiğinde, bilirkişi raporunda, davalı aracın kırmızı ışıkta kavşağa girmiş olması nedeniyle 8/8 kusurlu olduğu mütalaa edilmiş ise de, yukarıda anılan ilkeler doğrultusunda sigortalı aracın eyleminin kasıtlı bir hareket veya ağır kusur olmadığı, davacı sigortalının kavşakta gerekli dikkati göstermeyerek kusurlu olduğu, ancak ağır kusurunun bulunmadığının kabulü, gerçekleşen rizikonun poliçe teminatı içerisinde kaldığının kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy