(2004 S. K. m. 72, 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Pendik Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.10.2001 tarih ve 2001/648-622 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 9.4.2002 günde davacı avukatı S.Seval Mollasalihoğlu ile davalı avukatı Yunus Çelik gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin Pendik Tersanesi'nde taşeron olarak çalışan müvekkili şirket işçisi Erol Kırık'ın iş kazasında ölmesinden sonra ilamla müvekkilince ölenin mirasçılarına (18.244.084.437) TL. ödendiğini, davalı işverenin kusuru oranında rücu için girişilen icra takibinin itiraz ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talelp ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca tüm sorumluluğun taşeron firma olan davacıya ait olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce usulden bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, taraflar arasındaki sözleşmeyle işin devamı sırasında meydana gelecek kazalardan doğacak sorumluluğun, yükleniciye ait olduğu, ayrıca davalının sorumluluğunu gerektirir başkaca sebep ve şartların varlığının kanıtlanamadığı, davalıyı sorumsuz kılan sözleşme hükmünün B.K. 99. maddesindeki şartlar oluşmadığından geçersiz sayılamayacağı, İş Mahkemesi'nin davalı yönünden kusursuz sorumluluk ilkelerine dayalı verdiği müteselsilen tahsil kararı vermesinin davacıya rücu hakkı kazandırmayacağı gerekçesiyle davanın reddine ve (2.919.053.509) TL. icra kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı taşeron, şirketin davalı tersane işleticisine ait tersanede davalı adına yürüttüğünü iş sırasında ölen işçisinin mirasçılarına iş mahkemesi ilamı nedeniyle ödediği tazminatın anılan mahkemece davalı üst işverene izafe edilen % 40 kusur oranında rücuan tahsili amacıyla giriştiği icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesi ile işin devamı sırasında meydana gelecek kazalar nedeniyle oluşacak her türlü sorumluluğun davacı yükleniciye ait olacağının öngörülmüş olması karşısında İş Mahkemesi'nin kusursuz sorumluluk ilkesi yönünden ölen işçinin mirasçılarına karşı davalının müteselsilen sorumlu tutulmasının davacıya rücu olanağı tanımadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kesinleşen Kartal 2. İş Mahkemesi'nin 2.6.1999 gün ve 1998/451 E:1999/201 K. sayılı ilamın gerekçesinde davalı safında yer alan eldeki dava taraflarının sorumluluk nedenleri ve hukuki dayanağı kapsamlıca tartışılmamış ise de, kararın dayandırıldığı bilirkişi raporunda herbirinin % 40'ar oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, genel iş güvenliği mevzuatı ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ışığında kazanın oluşumunda davalının kusuru ve önleme yönünde yükümlendiği güvenlik önlemlerini yerine getirip getirmediği konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak, sonucuna göre davacının rücu hakkının bulunup bulunmadığı belirlenmeli iken, İş Mahkemesi kararının kusursuz sorumluluk ilkesine dayalı olduğu biçiminde yanılgılı nitelendirme ve eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre de, İİK.nun 72/5 maddesi uyarınca takip alacaklarının bir alacağı olmadığını bile bile kötüniyetle icra takibi başlatması halinde takip borçlusu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebileceği ve kesinleşen ilama dayalı olarak icra takibi yolu ile rücu eden davacı takip alacaklısının kötüniyetli olmadığı gözetilerek, davalının anılan tür tazminat isteminin reddi yerine kabulü de isabetsiz bulunmuş kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (250.000.000) TL. vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy