(818 S. K. m. 19)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye 3.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.02.2002 tarih ve 2001/400 - 2002/71 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı Banka arasında imzalanan 18.10.2000 tarihli konut destek kredi sözleşmesi uyarınca ( 60 ) ay süreyle ( 788,65 ) Alman Markı karşılığının ödenmesinin kararlaştırıldığını ancak Şubat 2001 tarihinde başlayan olumsuz ekonomik gelişmeler sonucunda edimler arasındaki dengenin olağanüstü değiştiğini ileri sürerek, 19.02.2001 tarihi itibariyle ( 1 ) Alman Markı'nın karşılığı olan ( 322.000.- ) TL üzerinden ödeme yapılmasının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının Mart ve Nisan 2001 tarihlerinde, edimini ihtirazi kayıt koymaksızın ifa ettiğini, kredi sözleşmesinin 20/2 nci maddesinde uyarlama hükmü bulunduğu, öngörülmezlik olgusunun ülkenin ekonomik şartları karşısında gerçekçi olmadığını, davacının TL yerine dövizle geri ödemeyi tercih ettiğini, halen TL ile kredi kullanılması ile döviz ile kullanılması arasında fazla bir fark olmadığını, uyarlama koşullarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, edimler arasındaki dengenin öngörülemeyen şartların olağanüstü değişmesi sonucu sözleşmeye bağlılık ilkesine uymanın taraflardan beklenemeyeceği, davacının aylık maaşı ile ödediği kredi taksitlerine göre yapılan hesaplama sonucunda ödemelerin ( 234.801 ) Euro olması gerektiği gerekçesiyle davanın değişik kabulüne, tedbir tarihi olan 04.05.2001 tarihinden başlayarak ve bakiye borç bitinceye kadar devam etmek kaydıyla aylık ödemelerin anılan meblağda tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, dövize endeksli kredi borcunun uyarlanmasına ilişkindir.
Yasanın emredici kurallarına, genel ahlak ve adaba aykırı olmamak üzere sözleşme serbestisinin ilke olarak kabul edildiği hukukumuzun, diğer ilkelerinden biride, sözleşmeye bağlılık ( ahde vefa-Pocta Sunt Servanda ) dır. Sözleşme hukukunun temelini oluşturan bu ilke kararlaştırılan hükümlere riayet suretiyle aynen ifa esasına dayanır. Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerin edimleri arasındaki denge, şartların beklenmeyen olağanüstü değişimiyle taraflardan biri aleyhine katlanamayacak derecede bozulduğunda, adaletsizliği bertaraf amacıyla hakimin sözleşmeye müdahalesi ( uyarlama ) gündeme gelecektir. Öğreti ve uygulamada benimsenen uyarlama koşullarının varlığından söz edebilmek için; sözleşme karşılıklı edimleri içermeli, beklenmeyen olağanüstü bir değişim gerçekleşmeli ve aradaki denge taraflardan biri aleyhine katlanamayacak derecede bozulmalıdır. 1994 yılı başlarındaki ekonomik kriz ve dövizdeki beklenmeyen artışlar sonunda, bundan etkilenenin yalnızca kredi borçlusu olduğunun kabulü suretiyle, birçok bankanın esasen kendiliğinden döviz borçlarını Türk Lirasına çevirdikleri de, gözönünde bulundurularak Dairemizin de benimsediği şekilde Türk Lirasına uyarlamalar yapılmıştır. Ancak, her olay kendi şartları içerisinde değerlendirilir. Bunun için; Dairemizin de iştirak ettiği 1994 daki uyarlama sebebi gibi beklenilmeyen olağanüstü bir değişim gerçekleşip gerçekleşmediği, gerekçeleşmişse, bunun, dalgalı kur'a geçişinde gündemde olduğu bir sırada tedbirli olmayı gerektirir beklenen bir değişim olup olmadığı, sadece davacıyı mı, yoksa hem davacıyı hem de kendi öz sermayesi yanısıra uluslararası piyasalardan ve mudilerinden temin ettiği TL ve dövizleri ihtiyaç sahiplerine kredi olarak kullandıran davalı bankayı da etkileyen bir değişim mi olduğu, kısaca, öncelikle uyarlama koşullarının varlığı araştırılmadan sadece davalının maaş gelirine göre ödene gücünün hesaplandığı yetersiz bilirkişi raporuna itibarla verilen kararın davalı yararına bozulmasına,
2-Bozma sebebine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy