(6762 S. K. m. 57/5) (556 S. KHK m. 9)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.03.2002 tarih ve 2000/400-2002/187 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili adına tescilli K... ibareli marka ve ticaret ünvanın davalı tarafından aynen kullanıldığını, bunun haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, haksız rekabete son verilmesini, davalının ticaret ünvanından ve kullandığı etiket, tabela, flama, tanıtım broşürleri, ürün, kutu, poşet, ambalaj, reklam, antetli kağıt, internet sayfası ve her türlü materyalden Konyalı ibaresinin silinmesini, mümkün olmazsa imhasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 1974 yılından beri K... Saatçi ünvanını davacıdan önce kullandığını, taraflar arasında uzun yıllardır ticari ilişki bulunduğunu bu nedenle davacı tarafın müvekkili şirketin yıllardır aynı ticari ünvanı kullandığını bildiğini ve zımnen rıza gösterdiğini, taraflar arasında halen bayilik ilişkisi mevcut olduğunu, hatta davacının müvekkilini Marmariste Haziran 2000 tarihinde yapılan bayiler toplantısına çağırdığını, tespit dosyasında marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığının belirlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacı adına tescilli K... unvan ve markasının korunması gerektiğini ancak davacı ve davalı şirketlerin uzun zamanlardan beri ticari ilişki içinde bulundukları, davacı şirketin İstanbul'da, davalının ise Konya'da faaliyet gösterdiğini, müşteri muhitlerinin farklı olduğu, davacı şirketin davalı şirketi tescilli ünvanıyla bayiler toplantısına dahi çağrıldığı, tüm bu ilişkiler nedeniyle davacı şirketin davalının K... ibaresinin kullanılmasına zımnen rıza gösterdiği ayrıca davalı şirketin ticaret ünvanın lüzumlu ayıredici nitelikte optik ve sarraflık ibarelerinin eklendiği, davacıların MK'nun 2. maddesine göre dava açmakta iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre ve "K..." markasının 1985 yılında gerçek kişi Mustafa adına tescil edilmesi ve bu hakkın davacı şirkete devredilmemiş olmasına göre davacı şirkete ait marka hakkına tecavüzden bahsedilemeyeceğinden davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı şirketin kuruluş ve tescil önceliği nedeniyle ünvanı açısından Türkiye çapında korunan bir hak elde ettiği, davacının ticaret ünvanındaki "K..." ibaresinin davalının aynen ve aynı ticari sahada ticaret ünvanında kullandığı, davalının ticaret ünvanına eklediği optik ve sarraflık kelimelerinin ayırtedici unsur sayılamayacağı, ünvanda esas göze çarpan unsurun "K..." ibaresi olduğu, davacının 04.08.1999 tarihli taahhütlü mektup ve 10.08.1999 tarihli ihtarname ile ünvanda bu ibarenin kullanılmasına muvafakati olmadığını davalıya bildirdiğini, dolayısıyla davalı şirketin kuruluşu ve dava tarihi arasındaki süre de göz önüne alınarak zımni muvafakatinin olduğundan bahsedilemeyeceği, bu nedenlerle davalının eyleminin TTK'nun 57/5 nci maddesine göre iltibas nedeniyle haksız rekabet oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde ticaret ünvanına vaki tecavüzün meni yönünden de davanın reddi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy