(2004 S. K. m. 50, 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.02.2002 tarih ve 2000/33-2002/77 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı aracın müvekkiline ait araca çarparak hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, davalının hasar bedelini ödemediğini ve yapılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin acentasının sigorta poliçesini kaza tarihinden sonra kaza tarihini de kapsayacak şekilde geriye dönük olarak tanzim ettiğini, poliçelerin seri nolarına göre vade sırası takip etmeleri gerektiğini, kayıtlara göre poliçenin riziko gerçekleştikten sonra düzenlendiğinin tespit edildiğini bu nedenle kendilerine bu poliçe nedeniyle husumet yöneltilemeyeceğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin, kendi acentasının sigorta poliçesini düzenlerken kazaya sebebiyet veren araç maliki ile birlikte hareket ederek sahtecilik yaptığını savunduğu, bunun davalı sigorta şirketi ve acentası arasındaki iç ilişki olduğu, üçüncü kişi davacıyı ilgilendirmediği, poliçe numaraları ve tarihlerinin bir gün arayla düzenlenmiş olmasından başka delil ibraz edilmediği, bu nedenle davalının bu iddiasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle davalının icra dosyasına itirazının kısmen iptaline, 485.000.000 TL. asıl alacak üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %80'i geçmemek üzere yasal faiz uygulamasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, itirazın iptaline ilişkindir. İzmir 12. icra Müdürlüğü'nde girişilen 1999/8017 sayılı takibe karşı borçlunun ( davalı ) hem icra müdürlüğünün yetkisine hem de borcun esasına süresinde itiraz ederek, yetkili icra müdürlüğünü de ikametgahı itibarıyla İstanbul İcra Müdürlüğü olarak belirttiği görülmektedir. Yetkiye ve borcun esasına yönelik itirazın kaldırılması için mercie müracaat etmek istemeyen alacaklı ( davacı ) İİK.nun 67 nci maddesine göre bu davayı açmıştır.
Davacı tarafın dava dilekçesi incelendiğinde, borçlunun yetkiye ilişkin itirazından hiç söz edilmeksizin borcun esası ile ilgili açıklamalardan sonra davalının borca itirazında haksızlığı dile getirilmiştir. Davanın konusu açıklandıktan sonra netice ve talep kısmında yer alan "borçlunun haksız itirazının iptaline" ibarelerinin yetkiye itirazı da kapsadığı sonucu çıkarmak mümkün görülmemiştir.
Bu durumda, İcra Müdürlüğü'nün yetkisine yönelik olan itirazın kaldırılması istenmediğine göre, davalının yetki itirazının benimsendiği ve bu itibarla mevcut bir icra takibinden bahsetmek mümkün olmadığından itirazın iptali davasının dinlenmesi olanaksız bulunmaktadır. Bu itibarla davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulü doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy