(6762 S. K. m. 56, 57) (818 S. K. m. 49) (556 S. KHK m. 21)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 2. Ticaret Mahkemesince verilen 19.3.2001 gün ve 1999/30-2001/152 sayılı kararı onayan Dairenin 9.10.2001 gün ve 2001/5738-7568 sayılı kararı aleyhinde vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile Japonya da mukim Honda Motor Co. Ltd. arasında 1.7.1992 tarihli (Münhasır Distribütörlük Ve Pazarlama Sözleşmesi) imzalandığını, anılan şirketin uluslar arası çapta ticari markaların hamili olduğunu, müvekkilinin anılan sözleşme ile Honda markalı otomobillerin ve yedek parçalarının Türkiye de satışı, pazarlaması ve dağıtımı ile bakım ve servis de dahil olmak üzere 3.ncü kişilere bayilik verilmesi hususunda yetkili kılındığı gibi Honda ya ait ticari markaların, telif haklarının, patentlerin, kullanılan model ve tasarımların, sınai ve mülkiyet haklarının 3.ncü kişilerce kullanılması halinde ilgili hakların korunması için gerekli önlemlerin alınması konusunda da yetkili kılındığını, müvekkilinin Bursa yetkili bayisinin dava dışı İnallar....A.Ş. olduğunu, davalının Kırgızlar Honda unvanı altında Honda marka araçların tamir, bakım ve boya servisi işlettiğinin saptanması üzerine yapılan tespitte davalının markaya ait özel amblemi kullandığının ve keza marka ve logoyu işyerine ait antetli kağıtlarda, araç bakım tablolarında, iş tulumlarında ve iş emirlerinde kullandığının tespit olunduğunu, davalının ticari faaliyetleri sırasında yapmış olduğu işin kalitesi, kullanmakta olduğu yedek parçalar ve müşteri memnuniyeti konularında ciddi endişeler taşıdığını, davalının anılan eylemlerinin haksız rekabet olduğunu ileri sürerek, davalının markaya tecavüzünün ref i ve meni, haksız rekabetin önlenmesine, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla 500.000.000 lira maddi tazminat ve 1.000.000.000 lira manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle haksız rekabetin tespit ve menine, davalının kullandığı Honda marka ve logolarının silinmesine, 26.800.000 ira maddi ve 500.000.000 TL. manevi tazminatın davalıdan tahsiline ilişkin olarak verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmış, bu defa da, davalı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
556 sayılı KHK. nin 21. maddesi sadece inhisarı lisansa sahip olanların marka sahibinin markadan doğan haklarına tecavüz edilmesi halinde bu Kanun Hükmünde Kararname uyarınca marka sahibinin açacağı davaları kendi adına açabileceği, basit veya adi lisans diye de anılan inhisarı olmayan lisans sahiplerinin kural olarak böyle bir hakka sahip olmadığı, ancak basit lisans sahiplerinin de marka sahibine noter kanalıyla yapacağı bir bildirimden sonra marka sahibinin 3 ay içerisinde dava açmaması halinde bu bildirimi de ekleyerek kendi adına dava açabileceğini ve lisans sözleşmelerinde, bu Kanun Hükmünde Kararnameye aykırı hükümlerin bulunamayacağı ve bulunduğu takdirde geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır.
Davacı taraf, TPE nezdinde tescilli bulunan Honda markasının sahibi yabancı firma ile distribütörlük sözleşmesi yanı sıra ayrıca lisans sözleşmesi de imzalamıştır. İmzalanan lisans sözleşmesi inhisarı bir lisans sözleşmesi olmayıp, basit lisans sözleşmesidir. Bu itibarla lisans verene noter vasıtasıyla bildirimde bulunmadan marka hakkına dayalı olarak dava açamayacağı gibi distribütörlük sözleşmesinin 12/2 maddesi de davacıya anılan şekilde dava açma hakkı sağlamaz.
Açıklanan bu nedenlerle mahkemenin aktif husumete ilişkin gerekçesi yerinde değil ise de, davacı taraf haksız rekabetin tespit, men ve neticelerine dair iş bu davada sadece markaya tecavüz edildiği iddiasını ileri sürmemiş, bunun yanında distribütörlük sözleşmesi uyarınca Honda markalı otomobiller bakımından servis hizmeti vermeye kendisi veya kendisi ile sözleşmesi bulunan kişi ve kuruluşların yetkili olduğunu, davalı tarafın kendisi ile böyle bir sözleşmesi bulunmadığı halde, gerek işyeri ve işyeri evraklarının düzenleniş şekline ve gerekse iş yerinde çalışan kişilerin iş kıyafetlerinde yer alan işaret ve yazılarla kendisini yetkili servis gibi göstermek suretiyle, haksız rekabette bulunduğunu ileri sürmüştür.
Dosya içeriği ve bilirkişi raporundan da bu iddianın yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafın bu eylemlerinin de TTK. nun 56 ve 57/5 maddesine göre davacı bakımından haksız rekabet teşkil ettiği açıktır. 4.6.1958 tarihli ve 15/6 sayılı içtihadı Birleştirme Kararı uyarınca hukuki niteleme hakime ait olacağından açıklanan bu nedenlerle davacının aktif husumete ehil olduğu ve davalı tarafın faaliyet süresine ve hayatın olağan koşullarına nazaran hükmedilen miktar kadar davacının zarara uğradığının kabulünde netice itibariyle bir isabetsizlik mevcut değildir. Öte yandan, 3444 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle BK.nun 49.ncu maddesine göre, manevi tazminata hükmedilmesi için kusurun varlığı yeterli olup, ağır kusur gerekli değildir. Açıklanan bu nedenlerle haksız rekabetin tespit ve meni ile neticelerine ilişkin mahkeme kararı sonucu itibariyle doğru bulunduğundan, davalı vekilinin tüm karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 3.510.000 lira karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı yasa ile değiştirilen HUMK. nun 442/3.madde hükmü uyarınca takdiren 54.550.000 lira para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 01.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy