(1163 S. K. m. 16)
Taraflar arasında görülen davada Kütahya Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.03.2002 tarih ve 2002/123 - 2002/166 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, gerçekte borcu bulunmadığı halde, akçalı yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle davalı kooperatif yönetim kurulu kararıyla üyelikten ihraç edildiğini, 04.06.2001 tarihli ihtarname ile bildirilen ihraç kararına rağmen 2001 yılı Temmuz ayından itibaren aidatlarını ödemeye devam ettiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın üç aylık süre içinde açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, ihraç kararının davacıya 12.06.2001 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın üç aylık süre içinde açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. 1163 sayılı Yasa'nın değişik 16 ncı maddesi uyarınca ortak, çıkarma kararının tebliğ tarihinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde, bu kararın iptali yani itiraz davası açmak zorundadır. Dolayısıyla, çıkarma kararı ortağa tebliğ edilmezse üç aylık süre işlemeye başlamaz. Somut olayda, dosya içindeki ihraç kararının davacı ortağa tebliğ edildiğine ilişkin bir belge bulunmamaktadır. Mahkemece bir belgeye dayanılmadan, ihraç kararının, davacı ortağa 12.06.2001 tarihinde tebliğ edildiği kabul edilmiştir. O halde mahkemece, tebligatın tasdikli örneği getirtilerek tebliğin usulüne uygun olup olmadığı ve davanın süresinde açılıp açılmadığı araştırılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu hususlar dikkate alınmadan davanın süre yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy