(2004 S. K. m. 97/6-11) (1163 S. K. m. 19/6)
Taraflar arasında görülen davada Söke Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 05.02.2002 tarih ve 1999/454-2002/95 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Koop. vekili ile müdahil davalı Ali Çelik tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan Abdüllatif A'nın hissesinin müvekkili tarafından 10.11.1998 tarihinde adi sözleşme ile devralındığını, devir keyfiyetinin kooperatif yöneticilerine sözlü olarak bildirimin ardından ödemelerin yapılarak devir dilekçesinin kooperatife gönderildiğini, devredenin borcundan dolayı hisse devrinin gerçekleştirilmediğini ileri sürerek, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 15.02.1999 tarihinde müracaat ederek devir dilekçesinin geçmiş tarihle işleme konulmasını isteğinin kabul edilmediğini, devredenin borçlarının kabul edildiği usulüne uygun başvuru istendiğini, bu sırada 24.02.1999 tarihinde icra müdürlüğünün hisse üzerine haciz yazısının geldiğini, bu haciz nedeniyle hisse devrinin gerçekleştirilemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Dahili Davalı Abdüllatif A.., hissesini 10.11.1998 tarihli sözleşme ile davacıya devretmiş olduğunu, devir keyfiyetini 09.03.1999 tarihli taahhütlü mektupla kooperatife bildirdiğini açıklamıştır.
Müdahil olmak isteyen Ali Ç.., Abdüllatif A.'ten alacağı nedeniyle icra takibi başlattığını, ödeme emrinin 04.02.1999 tarihinde borçluya tebliğinden sonra borçlunun mal varlığını tasfiye etmeye başladığını, bu amaçla kooperatif hissesini de vekili olan davacıya eski tarihli olarak düzenlenmiş sözleşme ile devrettiğini, hisse üzerine haciz konulması üzerine açılan istihkak davasının reddedildiğini, bu dava sonucunun kendisini ilgilendirdiğini ileri sürerek davalı yanında müdahil olmak istemiş, istemi mahkemece reddedilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacının devren üyelik iktisabına engel bir durumunun bulunmadığı1163 S.K.nun 19/6 maddesi uyarınca hisse üzerine konan haczin sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle, davacının devren iktisap nedeniyle üye olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı davalı kooperatif vekili ile müdahale talebi reddedilen Ali Ç. temyiz etmiştir.
Dava, davacının devir suretiyle davalı kooperatife üye olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığa konu kooperatif hissesini devreden dava dışı Abdüllatif Ç. hakkında bu davaya müdahil olmak isteyen Ali Ç. tarafından yapılan takip sonucu, anılan kooperatif hissesine haciz konularak buna ilişkin bildirim davalı Kooperatife yapılmış, davalı kooperatifin haciz nedeniyle hisse devrini gerçekleştirmemesi nedeniyle hisseyi devralan davacının açmış olduğu istihkak davası İcra Tetkik Mercii'nce hem süre yönünden hem de hisse devrinin takibi sonuçsuz bırakmak için düzenlenmiş danışıklı bir devir sözleşmesi olduğu gerekçesiyle reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir.
İlke olarak, 1163 S.K.nun 19/6 maddesine göre ortağın şahsi alacaklılarının, ancak ortağa ait faiz ve gelir gider farklarından hissesine düşen miktarı ve kooperatifin dağılmasında ona ödenecek payı haczettirebilmesi mümkün olup, kooperatif hissesinin haczi mümkün değil ise de, İİK.nun 97 nci maddesinin 11 nci fıkrasına göre, istihkak davası genel hükümler dairesinde ve basit usule göre görüldüğünden mercii'ce istihkak davası sonucu verilen karar genel mahkemede açılan dava yönünden ve somut olayda haczedilen kooperatif hissesi bakımından kesin hüküm oluşturur. Uygulama ve öğretide de bu görüş benimsenmiştir. (Bkz.Prof.Dr. B.Kuru, İcra İflas Hukuku, C.2. Sh.1107 vd.)
Bu durumda, İİK.nun 97/6 ncı maddesine göre açtığı dava reddedilen davacının, istihkaka konu kooperatif hissesini haczettiren alacaklının tetkik merciinde elde ettiği ve kesinleşen hakkına karşı böyle bir dava, yani genel hükümlere dayalı yeni bir dava açarak sonuç elde etmesi mümkün değildir. Davacı ancak, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre hisseyi devreden şahsa karşı dava açabilir.
Mahkemece, bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde kabule karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz edenler yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekili ile müdahale talebi reddedilen Ali Ç.'in temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy