(4077 S. K. m. 3, 10, 23)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.04.2002 tarih ve 2001/823-2002/291 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan 03.11.2000 tarihinde 80.000 DM bedelli konut kredisi kullandığını, kredinin 60 ay vadeli ve 1830 DM aylık ödemeli olduğunu, 21.02.2001 tarihinde Hükümetçe alınan devalüasyon kararı sonucu döviz fiyatlarında aşırı artış olduğunu ve bu nedenle borcun ödenemez hale geldiğini, edimler arası dengenin aşırı ölçüde bozulduğunu, ileri sürerek aylık taksitin sabit kur miktarlarına uyarlamasına, kriz öncesi döviz kuru 1 DM = 320.000 TL'den 1.830 DM nin 585.600.000 TL olarak ödenmesine, dövize endeksli kredi sözleşmesinin batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından taraflar arasındaki uyuşmazlığın dövize endeksli Bireysel Krediden kaynaklandığı gerekçesiyle 4077 sayılı Kanunun 10 - 23. maddeleri uyarınca mahkemenin görevsizliğine, dosyanın kararın kesinleşmesini müteakkip İstanbul Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, konut alımı için davalı Banka tarafından davacıya verilen kredi ile ilgili sözleşmenin uyarlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davaya konu kredinin, tüketici kredisi, olması nedeniyle 4077 sayılı Yasa'nın 10 ve 23 ncü maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, görevsizlik ve dosyanın Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 10 ncu maddesinde tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmeti satın almak amacıyla banka ve lisans kurumlarından kullandıkları kredi olarak tanımlanmıştır. Yine, aynı Yasa'nın 23 ncü maddesinde bu Kanun'un uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak uyuşmazlıklara Tüketici Mahkemeleri'nde bakılacağı öngörülmüştür. Ancak, 4077 sayılı Kanun'un 3 ncü maddesinde mal tanımı "ticaret konusu taşınır eşya" olarak yapılmıştır. Bu nedenle söz konusu mal tanımından yola çıkıldığında gayrimenkul alımı için verilen kredileri tüketici kredisi olarak kabul etmek mümkün değildir
Görülmekte olan davada dosya içerisindeki sözleşme ve resmi ipotek senetlerinden, davacının aldığı kredinin konut alımı için kullanıldığı anlaşılmakla, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a göre bu kredinin 10 ncu maddede düzenlenen tüketici kredisi olarak kabul edilmesi olanaklı bulunmadığından, bu davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesi'ne ait değildir.
Açıklanan bu durum karşısında, yargılama yapılarak işin esası hakkında bir karar vermek yerine, yazılı olduğu şekilde görevsizlik kararı verilmesi yerinde olmadığından, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy