(818 S. K. m. 45) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Afşin Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.11.2002 tarih ve 1999/117-2001/643 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait trafonun, davalının sürücüsü ve maliki bulunduğu kamyonun çarpması sonucu ( 605.617.830 ) TL. hasara uğradığını, bu hususta girişilen icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının %50 oranında kusurlu bulunduğu, talep edilebilecek tazminat miktarının ( 298.608.425 ) TL. olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, anılan meblağ üzerinden itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak dava, haksız fiil nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İİK.67. maddesine dayalı itirazın iptali davalarında mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin edilebilir nitelikte bulunması gereklidir. Oysa, bir tazminat davası niteliğinde bulunan bu tür davalarda, yukarıda belirtilen nitelikler olmadığından, bir başka ifadeyle alacak likit olmadığından, icra inkar tazminatına hükmedilmesi de mümkün değildir. Mahkemece, davacı vekilinin bu yöne ilişkin isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ila kararın davalı yararına BOZULMASINA, 4.960.000.- lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy