(6762 S. K. m. 1269, 1279)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.03.2002 tarih ve 1999/1011-2002/169 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete kasko sigortalı aracın uğradığı ( 2.471.500.000 ) TL. hasar bedelinin, usulüne uygun müracaata rağmen ödenmediğini ileri sürerek, anılan meblağın olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu aracın hasarlı halde iken sigorta ettirildiğini, TTK.nun 1279. maddesi uyarınca riskin gerçekleştiği bilindiğinden, sigorta sözleşmesinin hükümsüz olduğunu, 29.06.1999 tarihinde aracın hasarlandığı iddia edilerek, gerçeğe aykırı tutanak tanzim ettirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, sigortalı aracın 12.03.1999 ve 29.06.1999 tarihlerinde iki ayrı kaza yaptığı, ilk kaza tarihinden 7 gün sonra sigorta ettirildiği, davalı tarafından, talep edilen hasar bedelinin, ilk kazada oluştuğu savunmasının kanıtlanamadığı, araçtaki hasar bedelinin çekici ücretiyle birlikte ( 2.471.500.000 ) TL. olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, anılan meblağın 30.09.1999 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili, temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre, davacıya ait araçla 12.03.1999 ve 29.06.1999 tarihlerinde iki kez kaza yapıldığı, kasko sigorta teminatının 17.03.1999-17.03.2000 tarihleri arasını kapsadığı sabittir. Davalı vekili, 12.03.1999 Cuma günü kaza yapmış ve bir gün hastanede yatmış olan davacının, arada Pazar günü olmasına ve kaza tespit tutanağında belirtilen şekilde büyük bir hasara uğramasına rağmen, aracını, kasko sigorta sözleşmesinin yapıldığı 17.03.1999 tarihine kadar geçecek beş gün içinde tamir ettirmesinin mümkün olmadığını bildirmiş ve TTK.nun 1279. maddesine dayalı olarak savunmada bulunmuştur. Gerçekten de davacı, 12.03.1999 tarihinde, aracıyla orta refüje çarpmış ve aracı takla atarak büyük hasara uğramıştır. 29.06.1999 tarihli kaza tespit tutanağında belirtilen kaza da aynı şekilde olmuştur. İki kaza arasında adeta ayniyet bulunmaktadır. Şehrin en merkezi yerinde meydana gelen ikinci kazanın, kimse tarafından duyulmamasının, kendisinde olumsuz kanaat uyandırdığını bildiren ekspertiz raporu ve anılan tarih ve yerde hasar meydana gelmediğini bildiren Belediye yazıları da davalının savunmasını güçlendirmektedir. Bu durum karşısında mahkemece, ilk kazada oluşan hasarın, sigorta sözleşmesi yapılıncaya kadar giderilip giderilemeyeceği, bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle açıklığa kavuşturulmak ve olayda TTK.nun 1279. maddesinin tatbik yeri olup olmadığının düşünülmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı sigorta şirketi yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy