(6762 S. K. m. 3) (818 S. K. m. 42) (3095 S. K. m. 1, 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Pınarbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.12.2001 tarih ve 1999/210-2001/280 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili,davalının yapmış olduğu baraj inşaatı çalışmaları esnasında,müvekkili şirkete ait bir takım unsurların hasarlanmasına neden olduğunu ileri sürerek,KDV dahil ( 4.414.406.393 )TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reoskont oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili,zarar verme olayının doğru olduğunu,ancak,davacının kendisine yapılan hiçbir uyarıyı dikkate almadığını,davacıya ait hattın yer altına alınması işleminin müvekkilince yapıldığını, bu iş için harcanan KDV dahil 2.126.694.465 TL'nin davacı alacağından takas edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davalı şirketin hattın yer altına alınmasına katkı oranının belirlenemediği, bu nedenle takas def'inin dikkate alınamadığı, davacının ise KDV ödediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.814.490.240 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar,taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz istemine gelince,davacı ticari bir işletme olup,KDV Vergisi Kanunu'nun 1.maddesi uyarınca her türlü ticari faaliyetin bu kanun'un kapsamında bulunmasına ve B.K'nun 42.maddesinde ifadesini bulan gerçek zarar kapsamı içerisinde KDV'ninde bulunması karşısında,davacı yararına KDV'ne hükmedilmemesi hatalı olmuştur.
3-Davacı Türk T... A.Ş tacir olup TTK.nun 3. maddesi uyarınca bu müesseseyi ilgilendiren fiil ve işlerin ticari iş sayılmasına ve kaldı ki davalının da tacir olmasına ve ayrıca 3095 sayılı yasanın 2. maddesinin 3. fıkrasında "arada sözleşme olmasa bile, ticari işlerde temerrüt faizi, T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faiz oranına göre istenebileceği" belirtilmiş olmasına göre, 4489 sayılı yasa ile yapılan değişikliklerde dikkate alınarak, olayda istem gibi,olay tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar reoskont,1.1.2000 tarihinden itibaren avans oranında temerrüt faizine hükmetmek gerekirken yasal faize hükmedilmesi de yanlış olmuş ve kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, ( 2 )ve ( 3 )numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı fazla alınan 4.017.529 lira harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy