(818 S. K. m. 50, 51)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sincanlı Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 10.7.2001 tarih ve 2000/66-2001/123 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 9.4.2002 günde davacı avukatı Sema Çiftçi ile davalı avukatı Celal Ünver gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait Afyon-Karakuyu hattında bulunan demiryolu köprüsünün mansop tarafında ve köprüye 800 m. mesafede bulunan davalıya ait kum ocağındaki faaliyetler nedeniyle dere talveg kotunda 4-5 m. seviyesinde oyulma meydana geldiğini, bu nedenle köprünün yıkılma tehlikesi ile karşılaştığını, davalıya köprünün eski hale getirilmesi için yaptıkları uyarıların sonuçsuz kaldığını, bu nedenle müvekkilince (7.048.323.740) TL. harcanarak birit duvarı yapıldığını ileri sürerek, (7.048.323.740) TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranında temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddianın doğru olmadığını, daha önce Hürtay Ltd.Şti.nin aynı yerde faaliyet gösterdiğini, sadece kendilerine karşı dava açılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, istenen tazminatı fahiş bulduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlara göre, davalının dava konusu köprüye 100 m. mesafeden kum aldığı ve bunun köprü ayaklarına yapacağı etkinin bilimsel ve teknik olarak tespitinin mümkün olmadığı, tahminen % 40 oranında etkileyeceğinin belirlendiği, hasar miktarı için yaptırılan üç ayrı bilirkişi incelemesinde farklı miktarlar bulunduğu ve tarafların hiçbir rapor üzerinde anlaşamadıkları, bu nedenle ortada olan 2. raporun benimsendiği, ayrıca davalı köprü ayaklarının emniyet altına alınması için yapılan harcamanın tümüne kendisinin neden olmadığını savunmuş ise de, köprü ayaklarının tehlikeye girmesine kısmen de, olsa etkili olduğu ve başka kişilerce kum almışsa da, bunun davalının sorumluluğunu kaldırmayacağı ve bu şahıslarla davalı arasında dayanışmalı sorumluluk bulunduğu gerekçesiyle, (4.977.202.242) TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 18.12.1999 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 4489 sayılı faiz yasasının 1 nci maddesi hükmünden reeskont oranının yasal temerrüt faiz oranı olarak anlaşılmasına ve davanın bu tarihten sonra açılmış olmasına göre yasal faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, dava haksız fiil sorumluluğundan kaynaklanmaktadır.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının dere yatağından kum çekmesi sonucu müvekkiline ait köprünün yıkılma tehlikesi geçirdiğini ve müvekkilince yapılan birit duvarının bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, daha önce dava dışı Hürtay Ltd.Şti.nin aynı yerde faaliyet gösterdiğini ve kendilerinden daha fazla zarar verdiğini savunmuştur. Mahkemece, davacıya ait köprünün yıkılma tehlikesi geçirmesinde davalı ile birlikte dava dışı şirketin de, zarara etkili olduğunun sabit olduğu ve fakat zarar verenler arasında müteselsil sorumluluk bulunması nedeniyle tüm zarar bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
BK.nun 50-51.nci maddeleri hükümlerinden zararın birden fazla kişilerce meydana getirilmesi halinde zarar verenler arasında müteselsil sorumluluk olduğu öngörülmüştür. Fakat, bu hükümlerin uygulanabilmesi için dava dilekçesinden haksız fiilin birden fazla kişi tarafından işlendiğinin ve davacının bunlardan sadece birine karşı açıldığının anlaşılması ya da sonradan yargılama sırasında zararın dava açılan kişiler yanında başka kişilerce işlendiğinin tespit edilmesi gerekmektedir.
Oysa, somut olayda, dava dışı Hürtay Ltd.Şti.nin davacıya ait köprüye zarar verdiğinin dava açılmadan önce davacı tarafça bilindiği dosya içerisindeki belgelerle sabittir. Bu durumda davalının davacıya karşı sadece kendisinin kusur oranına düşen zarar miktarı ile sorumlu tutulması gerekir.
Öte yandan, mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda davalının dava konusu köprüye verdiği zarar oranı net olarak değil, tahmini bir biçimde tespit edilmiştir. Şu halde mahkemece, yeniden uzman bilirkişiler aracılığı ile inceleme yaptırılmak ve davalının davacıya ait köprüye verilen zarara etkisi ile kusur oranının tespiti bu kusur oranına tekabül edecek gerçek zarar bedelinin belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulmak gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) No'lu bentte yazılı nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) No'lu bentte yazılı nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı fazla alınan 62.250.000 lira harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 250.000.000 TL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy