(1086 S. K. m. 7)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.03.2002 tarih ve 2001/1297 - 2002/368 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından kasko sigorta poliçesi yapılan araca davalıya ait kanal kapağının çarpması ile oluşan hasarın sigortalıya ödendiğini, yapılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, imalat ve kontrol hataları bulunmadığını, sigortalının yanlış yerde park etmiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, kanal kapağının teknik bir arızasının bulunmadığı, kapağın yerine tam olarak oturtulmaması nedeniyle üzerinden geçen araçların baskısıyla yerinden fırladığı, davalının bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı Belediye'ye ait kanal kapağının sigortalı araca hasar vermesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
HUMK.nun 7/1 nci maddesine göre, Hukuk Mahkemesi davanın her safhasında kendiliğinden görevsizlik kararı verebilir. Mahkemenin ilk olarak görev ( yargı yolu ) sorununu inceleyip karara bağlaması gerekir, zira doğru yargı yolunun seçilmiş olması dava şartlarındandır. Buna göre, davacı vekili sigortalısı araca davalı Belediye Başkanlığı'na ait ve onun kontrol ve gözetimi altındaki kanal kapağının yerinde fırlayarak zarar verdiğini ileri sürmüş bulunmasına göre, davacının bu iddiası kapsamında zarar, kamu hizmeti amacıyla kurulan tesislerin gereği gibi korunmamasından diğer bir deyişle, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanmış olmakla, bu tür davaların adli yargıda görülmesi mümkün değildir. O halde mahkemenin kendiliğinden görevsizlik ( yargı yolunun caiz olmadığı ) kararı vermesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde işin esasına girilerek karar vermesi doğru görülmemiş, açıklanan bu bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy