(818 S. K. m. 101, 158) (1479 S. K. Ek m. 6)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.01.2002 ve 2001/127-2002/31 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı bankanın Menemen Şubesi tarafından Mayıs 1997 ayında müvekkili kurum adına tahsil edilen ancak, süresi içerisinde hesaplarına aktarılmayan ( 433.597.859 ) TL için, taraflar arasında imzalanan protokol ve 1479 sayılı yasaya 2423 sayılı kanunun 8. maddesiyle eklenen ek madde 6. hükmü uyarınca belirlenen ( 52.839.542 ) TL'nin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, cezai şart mahiyetinde olan bu paranın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, gecikmenin iş yoğunluğundan kaynaklanıp, davacının iddia ettiği gibi 32 gün değil 19 gün olduğunu, alacağa sadece % 50 vadesiz mevduat faizinin uygulanabileceğini belirtmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara ve bilirkişi raporlarına nazaran davacının 19 günlük süreye ilişkin olarak gecikme alacağı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ( 28.213.559- )-liranın reeskont oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyizine gelince, davacı,davalı banka tarafından müvekkili kurum adına tahsil edilen ancak, hesaplarına geç intikal ettirilen meblağın,1479 sayılı Bağkur Kanunu'nun 2423 sayılı Kanun ile eklenen Ek 6.maddesine göre hesap edilen faiz alacağının tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporuna göre Merkez bankasının bildirdiği asgari 1 yıllık vadeli mevduata uygulanan faiz oranı gözetilerek yapılan hesaplamaya göre dava kısmen kabul edilmiş ise de,yapılan hesaplama tarzının doğru olduğundan söz edilemez, şöyle ki öncelikle 1479 sayılı yasa'nın ek 6.madde hükmünde öngörülen vadeli mevduat faiz alacağı hukuki niteliği itibarıyla Borçlar Kanunu'nun 158.maddesi kapsamında cezai şart olup, ilgili bankaların kurum adına tahsil ettikleri veya her nam altında olursa olsun Kurum'a olan diğer borçlarını Bağkur hesaplarına süresinde intikal ettirmemeleri halinde ödenmesi gereken asıl alacağın fer'i niteliğinde ancak ayrı bir edimdir ve bu cezai şart kurum ile olan anlaşmada kayıtlı haklar saklı kalmak kaydıyla ayrıca uygulanacaktır.Bu durumda, taraflar arasındaki protokolün 13.maddesi uyarınca davacı kurum yararına davalı tarafından geç ödenen alacağına, protokolün 1.maddesinde öngörülen esaslarda dikkate alınarak ayrıca vadesiz mevduata uygulanan faiz oranına göre faiz tatbiki gerekirken ( ve tüm bunlar yapılırken davacının tatbikini istediği faiz oranları d aşılmaksızın ), protokolde öngörülen gecikme halinde uygulanması gereken vadesiz mevduat faizinin yapılan hesaplamada hiç dikkate alınmaması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda ( 1 )nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, ( 2 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekillinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA davalı ( Bağ-Kur ) ve davacı ( H... Bankası ) hazine olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 25.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy