(1163 S. K. m. 35)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 12.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.11.2001 tarih ve 2000/1267 - 2001/1080 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi …….. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin ortağı iken, aidat ve faiz borçlarını ödemediği için hakkında icra takibi yapıldığını, ancak takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilleri, müvekkilinin 13.10.1997 tarihinde kooperatife üye olduğunu, bundan önceki borçlardan devir aldığı üyenin sorumlu olduğunu, genel kurul kararlarının müvekkiline tebliğ edilmediğini, inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, faize faiz yürütüldüğünü savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davalının asıl borcunu ödemesi ve kendisine tebliğ ve ihtar edilmeyen dönemi ve başlangıcı bilinmeyen faiz alacağından sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı kooperatif, davalı ortağın gecikme cezası borcu için icra takibi yapmış ve bu takibe yapılan itiraz nedeniyle itirazın iptali davası açmıştır. Davalının, ortağı bulunduğu davacı kooperatifçe takibe konu edilen faize ilişkin alacak davalı tarafından ödenmiş ancak faize yönelik itirazını devam ettirmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık faizden kaynaklanmaktadır. Ortakların tümünü ilgilendiren konularda alınan genel kurul kararları, tebliğe ihtiyaç göstermeden genel kurula katılan ve katılmayan bütün ortakları bağlar. Ortaklardan sadece bir kısmı hakkındaki şahsi nitelik taşıyan kararların tebliği gerekmektedir. Genel kurulda alınan aidat tutarları gecikme halinde belirlenen gecikme faizi uygulanacağına dair karar bütün ortakları ilgilendirdiğinden, iptal edilmediği takdirde ortaklar ve davalı yönünden bağlayıcıdır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu’nun 35 nci maddesi hükmü uyarınca, kooperatif ortaklığını devir alan kişi, o ortaklığı tüm hakları ve borçları ile devir almış olduğundan, varsa eski borçlarından dahi sorumludur. Somut olayda, davalı 26.01.1998 tarihli kooperatife üyelik için verdiği dilekçede, üyeliği tüm hak ve borçları ile devir aldığını beyan etmiştir. Öte yandan davalı hakkında, 03.11.2000 tarihli genel kurul kararı dayanak gösterilerek faiz alacağı yönünden takip yapılmıştır. Davacı vekili, 09.04.2001 tarihli dilekçesi ile de dava konusu borcun dayanağı olan asıl borcun Ekim 1996 tarihinden Nisan 1999 tarihine kadar devam ettiğini beyan etmiştir. Bu itibarla, mahkemece muhasebe konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla davacı kooperatife ait tüm defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak davalının üyelikten doğan gecikme cezasının varlığı, kapsamı, miktarı belirlenmeli ve takip tarihi itibariyle davalının faiz borcu hesap edilip sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)