(818 S. K. m. 28)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bitlis Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.03.2002 tarih ve 2001/77 - 2002/19 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Bitlis şubesinde cari ve yatırım hesabı açtığını, anılan hesabından para çekilmesine ilişkin dekonttaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, aynı dönemdeki usulsüzlükler nedeniyle yapılan müfettiş incelemesi neticesinde paranın ödeneceği sözü verildiğini, talep edilmesine rağmen bugüne kadar ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.500.000.000 TL. nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia savunma ve dosyadaki belgelere göre uyuşmazlığın davacı tarafından imzalanan ibranamenin hile ile imzalatılmış olup olmadığı noktasında toplandığı, davacının ibranameyi davalı banka personelinin görevden alınmaması için verdiği, personeli hakkında soruşturma başlatan bankanın paranın ödeneceği şeklinde garanti vererek ibraname aldığı iddiasının bankacılık mevzuatına ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu, olayda davacının davalı bankayı iradesini fesata uğratan herhangi bir neden olmadan ibra ettiği, herkesin imzaladığı belgenin hukuk sonuçlarından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, davalı bankanın Bitlis şubesi nezdindeki müvekkiline ait hesaptan banka personeli tarafından usulsüz olarak çekilen paranın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka müfettişi tarafından düzenlenen 07.07.2000 tarihli raporda B.Şevket Atlı tarafından zimmete geçirilen tutarın ne olduğunun tespit edilemediğini, borç kaydı yapılan hesap sahiplerinin tamamından ibraname alınması gerektiği düşünülmüştür. B.Şevket Atlı'nın bu olaydan herhangi bir zarar görmemesi için, B.Atlı'nın kardeşi Bülent Atlı ve diğer akrabalarının hesap sahipleriyle temas kurarak bankayı ibra etmeleri konusunda müşterileri ikna etmek için yoğun bir çaba harcadıkları ve paraların ödeneceğine dair güvence vererek, hesap sahiplerini ibraname imzalamaya ikna ettikleri... belirtilmektedir. Duruşmada dinlenen tanık beyanlarıyla da desteklenen müfettiş raporundan da anlaşılacağı üzere, hesap sahiplerinden alınan ibranameler, bir ödeme karşılığı alınmamış, paralarının ödenmesi yönünde ikna etmeleri karşılığında imzalanmıştır. Hesap sahiplerine paraların ödendiği de ispat edilememiştir. BK. nun 28 nci maddesi hükmünde belirtilen hile ile ibranamenin alınması karşısında, ibranamenin geçerli olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Mahkemece. Davacının davalı banka nezdinde açılan hesapları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, hesap sahibi davacı tarafından ne kadar para yatırıldığı, bu hesaplardan davacı talimatı dışında bir ödeme yapılıp yapılmadığı ve davacının davalı bankadan bir alacağının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekirken, bir geçerliliği bulunmayan ibranameye dayanılarak davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.12.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy