(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Edremit Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.12.2000 tarih ve 2000/162-2000/752 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, inşaatları bitirmeyen ortaklardan 250.000.000-lira alınması yönündeki genel kurul kararının mahkeme kararı ile iptal edildiğini, müvekkilinin kooperatife herhangi bir ödeme yapma yükümlülüğü olmamasına karşın aleyhinde iki ayrı icra takibinde bulunulduğunu ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, icra takiplerinin iptaline, % 40 tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının genel kurulun iptali için dava açmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, inşaatlarını süresinde tamamlamayan ortaklardan 250.000.000-lira cezai şart alınması yönündeki genel kurul kararının iptal edildiği ve kararın kesinleştiği, iptal edilen genel kurul kararına dayanarak iki ayrı hisse sahibi olan davacı aleyhinde kötüniyetle icra takibinde bulunulduğu gerekçesiyle, davacının Edremit İcra Müdürlüğü'nün 1999/2313 ve 1999/2323 sayılı dosyaları ile başlatılan icra takiplerinde borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, asıl alacakların % 40'ı oranında toplam 200.000.000-lira tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekili, iptal edilen genel kurul kararına dayanılarak davalı kooperatif tarafından müvekkili aleyhinde icra takibi başlatıldığını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, %40 kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir. İİK.nun 72 nci maddesi hükmüne göre açılan menfi tespit davasında, davacı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, takibin haksız ve kötüniyetle yapılmış olması gerekmektedir. Davalı kooperatif, 08.02.1998 tarihli genel kurul kararına dayanarak 18.10.1999 tarihinde davacı üye aleyhinde icra takibine girişmiştir. Anılan genel kurul kararının iptaline dair mahkeme kararı ise, 10.11.1999 tarihinde kesinleşmiştir. Genel kurul kararının iptaline dair mahkeme kararı kesinleşmeden önce, genel kurul kararına dayanılarak icra takibine girişen davalı kooperatifin kötü niyetli olduğu kabul edilemez.
Açıklanan nedenlerle, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.9.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy